|
Atatürk devrimleri ve Cumhuriyetin 85inci yılında Atatürk Türkiyesi |
Birinci Dünya Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 de Mondros anlaşması ile ordularımız dağıtılmış, silahlarımız alınmış, topraklarımız işgal edilmiş, ülkemiz harap, ordumuz yorgun ve perişan ve İstanbul Hükümeti de kendi canının derdinde.
Yurdumuzun çeşitli şehirlerinde kuvayı milliye örgütleri işgalcilere karşı yerel direniş göstermeye başlamış. 19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Samsuna çıkarak Türk Kurtuluş savaşını başlatıyor. 21/22 Haziranda Amasya genelgesi yayınlanıyor. Genelgede: ‘Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır’ deniliyor. Ardından 7 Ağustos 1919 da sona eren Erzurum kongresi. Bu kongre sonrası yayınlanan bildiride adeta kuruluş ve kurtuluşun, Cumhuriyet ve demokrasinin yollarını döşeyen ulus devlet örgütlenmesini tamamlamıştır. Başlıca önemli maddelerini özetlersek: 1. Ulusal sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılmaz. 2. Ne olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşıyız. 3. Osmanlı hükümetinin dağılması halinde ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır. 4. Yabancı devletlerin mandası ve koruyuculuğu kabul edilemez. |
|
Devamını oku...
|
|
Mahmut Telli Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı
Türkiye Cumhuriyeti’mizinin kurucusu ve ilke ve devrimleriyle ülkemizi çağdaşlaştıran ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü 70 yıl önce 10 Kassım sabahı saat 9:05 te ebediyete uğurladık. Türk milletinin yetistirdiği en büyük Türk olan Atatürk’ümüzü büyük bir özlemle ve minnetle anıyor ve arıyoruz.
Atatürk, Türk Bağımsızlık Savaşını başlatan, yürüten, kazanan büyük bir komutan; Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran büyük bir devlet adamı ve ilke ve devrimleriyle Türk ulusunun çehresini değiştiren güçlü bir devrimcidir.
Bu başarılarıyla Atatürk tarihe damgasını vurmuş ve dünyada büyük saygınlık kazanmış, ölümsüz bir önderimizdir.
Bakın Ingiliz tarihçi yazar Tarqui Olivier Atatürk hakkında ne diyor: 'Askerlik dehasıyla, insanlık idealini onun kadar nefsinde birleştirmiş bir adam tanımıyorum. Kahramanlıklarını göz önüne aldığımızda, özetle diyebilirim ki, tarihte ülkesi için Mustafa Kemal Atatürk'ten daha büyük işler başarmış hiç kimse yoktur.' Fransız Dışişleri Bakan'larından Edouard Herriot, 'Atatürk'ün askerlik tarafına hayret etmiyorum. Her meslekte deha sahibi insanlar vardır, buna şaşılmaz. Fakat İsviçre medeni Kanunu'nu kabul etmek ve Türkiye'de yürürlüğe koymak! Bu adeta dehanın da üstünde bir şey. İşte buna hayranım' diyor. İngiliz Başbakan'larından Winston Churchil ise, 'Atatürk sağ olsaydı dünyanın görüntüsü bugünden çok başka olurdu. Keşke sağ olsaydı da o büyük adamın izinden gidebilseydik' diyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
85. YIL DÖNÜMÜNDE CUMHURİYET |
Dursun ATILGAN AADD-Avrupa Atatürkçü Düsünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
23 Nisan 1920'de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni bir devletin yeni bir yönetim biçiminin temelidir. Yani, Cumhuriyetçi demokrasiye giden yolun ve yöntemin kaynağıdır. Yeni devlete siyasal rejim yönünden yeni bir adın verilmesi ise 29 Ekim 1923'te gerçekleştirilmiştir: Cumhuriyet…
Ortaçağın sonlarına doğru merkeziyetçi bir devlet olarak kurulan Osmanlı İmparatorluğunda egemenlik anlayışı, tanrısal bir içeriğe sahipti. Toplumları belirli bazı kurallar, özellikle de buyruklarla ve fermanlarla yönetebilmek için gerekli yetkiyi kullanma anlamına gelen "Egemenlik anlayışı" tanrısal bir kavram olarak algılanmaktaydı. Bu nedenle, egemen yöneticiler, tanrısal gücü kullanma yetkisine sahip üstün kişiler olarak görülüyorlardı. Hani hep dinci kesimler söylerler: "Egemenlik kayıtsız şartsız Tanrı'nındır" diye. Ama, Tanrı gökyüzünden yer yüzüne inerek bu egemenlik hakkını kullanmayacağına göre, O'nun temsilcisi olarak yetkiyi yer yüzünde kim kullanacaktır? Bu açıklanmaz, çünkü akıl ve mantık dışıdır. Bu anlayış biçimi, Hıristiyanlık dünyasında da böyle olduğu için, Kral ile Papa arasındaki tanrısal gücü kullanma yetkisi nedeniyle savaşların çıkmasına bile neden olmaktaydı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Fazil Hüsnü DAGLARCA /BASIN AÇIKLAMASI/ AADD-Avrupa |
Türk Şiirinin Büyük Şairi Fazıl Hüsnü DAĞLARCA'yı kaybettik
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA, insana, insan yaşamına, insan emeğine ve sanata saygı duymayı - tüm yaşamı boyunca - en önemli ödev saymıştır. Bu büyük ve üretken Şairimiz, sanat anlayışını bakınız nasıl dile getiriyor:
"Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir…"
15 Ekim 2008'de yitirdiğimiz ve 20 Ekim'de, Aşık Veysel'in "sadık yari toprağa" verdiğimiz BÜYÜK ŞAİRİMİZİN manevî huzurunda saygıyla eğilirken, şu şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.
En derin saygıyla
Dursun ATILGAN AVRUPA-ADD Genel Başkanı
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Prof. Dr. Ahmet Taner KISLALI'/BASIN AÇIKLAMASI/ AADD-Avrupa |
Dursun ATILGAN AADD-Avrupa Atatürkçü Düsünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Atatürkçü Aydınlanma'nın önderlerinden, Cumhuriyet gazetesi yazarlarından ve Düşüncesini açıklamakta asla duraksamayan Saygın ve yürekli bilim adamlarımızdan Prof. Dr. AHMET TANER KIŞLALI'yı
Kanlı bir biçimde Bedenen aramızdan alınışının 9. yıl dönümünde, Gittikçe artan özlemle, saygıyla ve sevgiyle anıyoruz. O'nun yokluğunu her zaman yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 57 - 63 of 110 |