Değerli konuklar, sevgili gençler,
Bugünkü konumuz Türkiyede hukuk devleti ve son gelişmeler. Değerli konuşmacılarımız bu konuyu irdeleyecekler ve Türkiye’nin demokrasinin neresinde olduğunu bizlere anlatacaklar. Hepimiz için olan hukuk devleti, siyasi iktidarın gayretleriyle sadece kağıt üzerinde kalmaktadır. Hukukun birgün kendilerine de gerekeceğini unutmuş gözükenler, hukukla oynamaktadırlar.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, hepinizin hatırlayacağı gibi 14 Mart 2008 tarihinde, AKP hakkında kapatma davası açtı
ve siyasi iktidar tarafından hedef gösterildi. Kapatma davası açmasıyla birlikte ölüm tehditleri almaya başlayan ve koruma sayısı arttırılan Yalçınkaya’ya yönelik Bülent Arınç’ın sözlerini bir hatırlayın. Bülent Arınç’ın ‘Ölüm en
büyük gerçek. Bunu başsavcı da görmeli, siyasetçiler de görmeli, herkes
görmeli. Ölüm bize şahdamarlarımızdan daha yakın’ sözleri üstü örtülü tehdit olarak yorumlanmıştı.
Başbakan her fırsatta yedi yıldır ülkenin çok değiştiğini söylemektedir. Evet doğru söylüyor zira yedi yıldır ülkemizde hukuksuzluk almış başını gitmektedir. Ulusalcılar, aydınlar ne ile yargılandıklarını bilmeden Silivri’de hapis yatmaktadır. Buna karşılık 19 ekim 2009 tarihinde terör örgütü PKK militanlarından 34 terörist, Habur sınır kapısından ülkemize giriş yapmıştır.
Bu teröristleri PKK bayraklarıyla, halaylarla karşılamaya gelenler arasında, milletvekilleri, hükümet temsilcileri, devletin üst düzey yöneticileri bulunarak
ve seyyar mahkeme kurularak kirli bir oyun oynanmıştır. Yüzyılın soygunu deniz feneri davasında hiç bir ilerleme yoktur. Bu dava ile ilgili haberlere yayın yasağı konmuştur. Buna karşılık kozmik büro ile ilgili arama ve haberlere
yayın yasağı getirilmesi talebi ise yargıdan geri dönmüştür.
Değerli konuklar,
Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarda bulunarak meşruluğunu yitiren iktidarların görüldüğü ve yaşandığı ülkemizde hukuk, bir gün hukuku yok edenlere de gerekecektir. Unutmayınız hukuk devleti hepimiz içindir...
Değerli konuklar,
Ben bugünkü açış konuşmamda ülkemizde 2009’un bir özetini yapacak ve gerilen ortamda 2010’da ülkemizi nelerin beklediği konusundaki görüşlerimi sizlerle paylaşacaktım. Fakat Antalya ADD başkanımız sayın Mustafa Durna’dan kendine has üslubuyla hazırladıgı 2009’un şiirsel tirajı komik bir özetini aldım. Onun hazırladığı 2009’un özetini sizlerle paylaşmaya kara verdim.
2009 KRİZ VE AÇILIM YILI ÖZETİ
2009 Yılı maalesef 7 üniversite öğrencisinin karbondioksitten zehirlenip
ölmeleriyle başladı.
Deniz Feneri davası, dumansız hava sahası, Zahit Akman’ın istifası
çok konuşuldu ama, sonuç alınamadı.
Ulusal işletmeleri sattılar, değerleri çürüttüler
Kimileri ağlarken, kimileri sırıttılar...
Danıştay yürütmeyi durdurmaya çalıştı ama
Yandaş yankesiciler milletin parasını yürüttüler!...
Birileri arı kovanına çomak soktu
Birisinin dilini eşek arısı soktu!
ABD ve AB iç işlerimize bile karıştılar.
Başbakan Meclis başkanı’nı azarladı, muhalefeti haşladı
Televizyonları, gazeteleri birer birer susturmaya başladı...
Günlerce Cem Garipoğlu cinayeti, aylarca ABD ve AB’nin inayeti,
Yıllarca her türlü bölücünün ihaneti konuşuldu...
İşçi-memur eylemlerinden sonra, Avukat, Doktor-Eczacı eylemleri oldu.
Esnaflar battı, emekliler mahvoldu...
Kentlerde olaylar çıkartıldı,
Kepenkler kapatıldı, arabalar taşlandı, yakıldı;
Otobüslere Molotof kokteylleri, havayi fişekler atıldı
Muş’un Bulanık İlçesinde bulanık suda balık avlandı...
Teröre verdiğimiz şehitlerin acısını ortak hissettik ama
Ateş yine düştüğü yeri yaktı, kavurdu,,,
Terörle mücadele edenlere iftiralar atıldı,,,
Ergenekon dalgalarında evler basıldı, tutuklamalar oldu
Polis Sabih Kanadoğlu’nun evinde Anayasa buldu...
Ulusalcılar hukuksuz yere içeriye tıkıldı...
Prof. Türkan Saylan kanserden değil, kahrından öldü...
Zigana’da çığ düştü, Kahramanmaraş’ta helikopter, Amsterdam’da uçak düştü.
İstanbul’u sel bastı, Bursa’da grizu patladı...
Adana’da yedirilen atlar, eşekler
Etnik ve dinsel konularda yapılan çalıştaylar
“Demokratik” şekilde kapatılan kepenkler
Saman yiyip süt vermeyen inekler;
360 derece dönen dönekler tarafından güzel şeyler olarak sunuldu.
İzdivaç-yemekteyiz, var mısın yok musun programları ile
Basit, yararsız, cıvık yarışma programları ile
Toplumu aptallaştırmak istediler...
68 ülkede birden başlayan bu programlarla, değerleri alt üst ettiler.
Başvurular Acun’a yapıldı, umutlar Hamdi Bey’e bağlandı
Boş kutular açıldıkça toplu olarak ağlandı.
Bütün bunlar olurken;
Topraktan paslanmamış, ıslanmamış silahlar fışkırtıldı
Sahte krokiler, sahte imzalar havalarda uçuşturuldu.
İktidar ABD’ye ve AB’ye yaslandı, kuru imzalar ıslandı...
Ayşenur Arkabahçe “Türklüğü Anayasadan” kaldıralım dedi.
Tayip Erdoğan ile Abdullah Gül Çukurambar’da buluştular;
Bülent Arınç ile Osman Baydemir Diyarbakır’da kucaklaşıp ağlaştılar.
Kentler savaş alanına çevrildi;
Bülent Arınç’a suikast balonu söndü
Kozmik baskın, trajikomik baskına döndü...
Bölücüler, Teröristler hoş görüldü, kahramanların başına çorap örüldü.
Ergenekon tertibi, Bülent Arınç Balonu, özelleştirme talanı…
Bunların hepsinin Amerikan planı olduğu görüldü...
Kriz bizi teğet geçti!
Abdullah Gül “güzel şeyler olacak” dedi
Ermenistan’da, Irak’ın Kuzeyinde, İmralı’da güller açtı!!!
ABD’nin ve AB’nin “Ermenistan sınırını açın” baskısı
Türkiye’de tepkiye, Azerbaycan’da sinir krizine yol açtı.
Kriz bizi teğet geçince ve de açılım açılınca;
Kebap salonlarının yerine, simit sarayları açıldı…
Tele kulaklar, gizli tanıklar, ihbar mektupları, hukuku dolanmalar
gündemden hiç düşmedi.
Cumhuriyet Devrimi karşıtları tarafından
Türk Ordusu düşman ordusu gibi görüldü!!!
Türk Ordusu, Türk Yargısı, Türk Bağımsızlığı ve egemenliği
demokrasi karşıtıymış gibi gösterildi!!!
Terörle mücadele, terörle müzakereye çevrildi!
Sömürü, bölücülük, gericilik, işgal ve tecavüz yaygınlaştı, dünya gerildi.
İşgalci ABD Başkanı Obama’ya “Nobel Barış Ödülü” verildi!
Deli danadan, kuş gribinden sonra, beklenen oldu:
Dünya’da “Domuz gribi” paniği yaratıldı!
Domuz gribi aşısı tartışmalarında
Aileler bölündü, doktorlar bölündü, bakanlar bölündü, Recepler bölündü…
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar tartışmasıyla kafalar allak bullak edildi.
Toplum Kafes operasyonuyla, Nefes Filmiyle meşgul edildi...
Böylece işsizlik, yoksulluk ve açlık ustalıkla perdelendi...
Habur’da yaşanan karşılama rezaletini
Silivri’de yapılan hukuksuzluk eziyetini
Hukukçular “kepazelik” olarak nitelediler...
Bu arada, fabrikaları kapattılar;
Direnen emekçilere biber gazı sıktılar!
Ödenmez duruma gelen borçların vadesini ötelediler
Yandık diyen çiftçileri, öldük diyen emeklileri itelediler
Aptallaştırılan insanlardaki akıl tutulması
2009 yılındaki 6 dakika 38 saniye süren güneş tutulmasını gölgede bıraktı!
Başbakan’ın bağırmaktan sesi kısıldı!
Gençlerin umudu kırıldı
Onurlu insanların onuru kırıldı
İşi tıkırında olanlar gülmekten kırıldı!
Bu arada Berlusconi’nin burnu kırıldı...
Zamanı saman gibi önemsiz görenler
Zamanı gene iyi değerlendiremediler.
Ne boy aynasına baktılar, ne Emine Ayna’ya baktılar
Gerçeği bir türlü göremediler...
Emperyalist ellerin maşaları tutması
Bölücülerin küfürlü açıklamalar yapması
Meşe’lerin gözlere batması
İlgilileri ilgilendirmedi...
Milletin acı içinde kıvranması
Emperyalistleri çok neşelendirdi…
2009 yılında ülke bölünme noktasına getirildi...
Apo’ya beş milyon dolarlık malikâne yapıldı
Toplum gerildikçe gerildi!
İşsizlik rekora koştu, Borsa coştu!
Umutlar başka yıllara kaldı...
2009 yılında yeni fabrika dikilmedi, tarlalar ekilmedi,
Beş yıldır devam eden “Yaprak dökümü”dizisinde yapraklar bir türlü dökülmedi...
2009 yılında yanlış musluklar açtılar
İnsanlar acı çekti gözler yaşlarla doldu...
2009 Kriz ve Açılım yılı, kayıplar ve ayıplar yılı oldu.
Şimdi gelelim bugüne:
Bugün;
Emekçiler ekmek mücadelesinde, emekliler ölüm kalım çizgisinde;
Doktorlar eczacılar eylemde; iktidar anketlerde düşmekte
Sarıgül yedekte...
ABD’nin, AB’nin keyfi yerinde,
Turuncu balondan sonra sarı balon şişmekte;
İşsizler umutsuzluk içinde
Halk hak arayışında,
Ordu’nun kozmik odaları aranıyor
Yargı mahkum edilmek isteniyor.
Yani orduya baskın var yargıda yangın var!
Bülent Arınç bir ağlıyor bir gülüyor!?
Wahdettin Gülen sürekli gülüyor.
Denizli’de fabrikalar kapanıyor, intiharlar oluyor
Tekel işçileri Ankara’nın soğuğunda ölümüne direniyor.
Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan İstanbul’da şenliklerde!
Cumhuriyetin başkenti zor günler yaşaken
Tarhan, kültür başkentinde konserler veriyor.
Havayi fişekler atılıyor İstanbul’un yedi tepesinden.
Tepeler ışıltılı; vatandaş sıkıntılı!
İktidar iç politikada sıkıştıkça
İsrail’e bir tokat atıyormuş gibi yaparak dikkatleri başka yere çekiyor
Geçen yıl wan münit
Bu yıl alçak kanepe krizi,
Baktılar ki iş tuttu, yutanlar yuttu’
Öyleyse oyuna devam...
Barak Obama’ya- Ehud Barak’a selam...
İşler tıkır tıkır
Elmalar, armutlar kütür kütür
Mankenler çıtır çıtır
Yiyorlar kıtır kıtır!
Krizi fırsat bilenlerin gözleri parlıyor
Krizin vurduğu halkın gözleri yaşlı
Her zaman olduğu gibi
Tepeler ışıltılı, vatandaş sıkıntılı!
Teşekkür ederim