Tarih ve yer: 28.12.2014, SAALBAU Titus-Forum (Nordwestzentrum)

Konferans Konusu: “Söz Konusu Vatansa”

Konuşmacı:  Em.Albay Erdal Sarızeybek (Emekli Albay, Araştırmacı Yazar,

Terörle Mücadele Uzmanı)

 

1-Program sunuşu: Melih İyigün (M.A. Statistics & Finance) HE-ADD Yönetim Kurulu Üyesi

2-Açış konuşması: Dipl.-Oec. Eren Tiryaki HE-ADD Ffm. Yönetim Kurulu Başkanı

Değerli konuğumuz Erdal Sarızeybek,

Değerli onursal başkanımız Mahmut Telli ve değerli eşleri,

Değerli üyelerimiz, konuklarımız, basin mensuplari,

 

Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoşgeldiniz.

 

Biliyorum, değerli konuğumuz Erdal Sarızeybek’in konuşmasını ve gündeme dair değerlendirmelerini bekliyorsunuz. İçinde vatan sevgisi olan her Türk vatandaşı gibi sizlerin de Türkiye'nin geleceğinin ne olacağını merak ettiğinizi ve buna dair pek çok sorunuzun olduğunu biliyoruz. Onun icin vaktinizi fazla almak istemiyorum.

 

Konferansımızın konu başlığı “Söz Konusu Vatansa”.

 

Türkiye’de bir yanımızda bölücülük, bir yanımızda Cumhuriyet’le hesaplaşma histerisi boy verdi. Halkımız bir yandan etnik köken, bir yandan mezhep ve inanç farklılıkları üzerine yapılan siyasetle, her geçen gün birbirine yabancı kılınmaya çalışılıyor. Etnik bölücülükle her boydan gericilik, müzakere masalarında kaderimizi karartma anlaşmaları yapıyor. Müzakereciler, emperyalizmin soykırım yalanlarına karşı durmak bir yana, ülkemizi bunlara boyun eğmeye sürüklüyorlar.

 

onra müzakere sürecinde terörle mücadelenin politik müdahale ile fiilen durdurmuştur.
Önümüzdeki süreçte, gerek Orta Doğu’da yükselen çatışma dalgasının Türkiye’ye etkileri, gerek PKK ile geçici olarak anlaşılsa dahi takip eden dönemde yükselecek çatışma/terör dalgası yaşanacaktır. Türkiye’nin mevcut hukuki altyapısı ile terör ile mücadele etmesi mümkün değildir. Kesinlikle bazı adımların atılması gerekmektedir. Ancak önce altı çizilmesi gereken husus, AKP’nin iktidara geldiği günden buyana atmış olduğu adımlar ile Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini ağır bir şekilde ihlal etmiş ve ülkemizin birliğini kırılma aşamasına getirmiş olduğudur.

Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davaları ile Türk Ordusu’nun personel yapısı, gizli savaş planları ve savaş etkinliğine ağır bir zarar verilmiştir.

 

Bizler, Türkiye’yi çözülmeye sürükleyen her türlü girişimi lanetliniyoruz ve  üstümüze düşeni yapmaktan kacinmayiz. Türkiye’nin parcalanmasina veya bu yönde atilacak olan adimlara ve verilecek tavizlere hiçbir koşulda onay ya da izin vermeyeceğiz.

 

Gündem ne şekilde değiştirilirse değiştirilsin, biz bildiğimiz yoldan şaşmayacağız.

Yurdumuzu ulusumuzu canımızdan çok seviyoruz, seveceğiz...

 

Gelelim konuğumuza.

 

Türkiye onu “Efsane Albay” olarak tanıdı. Terör olaylarının en şiddetli olduğu 1990′lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 12 yıl boyunca görev yapan, bölge halkının sevgisini ve güvenini kazanan, tarihi olaylara şahitlik eden Erdal Sarızeybek, emekli olduktan sonra çeşitli televizyon programlarında yaşananları bütün çıplaklığıyla anlattı ve bu cesur duruşuyla insanların gönlünde yer edindi.

 

Araştırmacı kimliğiyle de tanınan değerli albayımız son olarak “Büyük Suikast” adlı kitabıyla kamuoyunun önüne çıktı. Albay Erdal Sarızeybek, bu son kıtabında günümüzde Türk Milleti ve Devleti’ne karşı sürdürülen Büyük Suikast’ı tarihi boyutuyla ele alıyor ve bugün içinde bulunduğumuz ağır tehdit ve tehlikeleri ortaya çıkarıyor.

 

1908 tarihi bir baslangictir. Bilinen anlamda siyasi Kürtcülük 1918 Mondros ve 1920 Sevr antlasmasi sonrasinda ortaya cikti. Bedirhanogullari, Babanlar, Seyit Abdülkadir ve Barzaniler... Osmanli’nin cöküs döneminde ard arda kurulan cemiyetler...

 

Tüm bunlar bir halk hareketi midir diye sorulursa, cevabimiz HAYIR olacaktir. O yillarda on binde bir kisinin okuma yazma bildigi dikkate alinirsa, masum halk inandigi özellikle dini yönden inandigi kisilerin pesine takilip sürüklenmistir ve sürüklenecektir.

Bu durum bugün icin de aynidir. Devlet otoristesinden yoksun Dogu ve Güneydogu’daki halkimiz silahli güc PKK’nin pesinden caresizlik nedeniyle hala sürüklenmektedir.

“Türkler Kürtleri ezdi, haklarini vermedi, bu nedenle PKK cikti” tezini tarihsel ve sosyolojik gelismelere dayanarak cürüten bir kitap yazdiniz. Türk tarihi boyunca Ermeniler, Rumlar, Araplar, Yahudiler sorun olmustur ancak bu dünya Türk-Kürt catismasi görmemistir. Bir avuc Kürt milliyetcisinin Osmanli’nin son döneminde yürüttügü milliyetci propaganda sinirli kaldi. Genis Kürt kitleleri  1. Dünya Savasinda Osmanli ‘nin yaninda yer almistir. Osmanli Ordusu’na kayda deger bir insan gücü sagladilar.

 

Bedirhanogulları’nın mallarina Osmanli Padisahi’nin emriyle el koyulmasi ve bu büyük servetin mirascılara devrinin engellenmesiyle baslayan bir miras kavgasi ve bitmeyen hak talebi.

 

Nakşibendi Tarikati’nin Istanbul’daki Gümüshane Tekkesi’nin rolü nedir? 3 cumhurbaskani ile 2 basbakan yetirtirmis olmasi siyasi Kürt hareketini ve perde arkasini anlamak icin önemlidir diyorsunuz.

 

Savas kosullarinda yasanan Ermenilerin tehcir edilmesi  yani savas yörelerine yakin bölgelerden toplu nakli trajik olaylara kapi araladi. Ancak bunun günümüzde dile getirildigi gibi bir soykirim oldugunu söyleyebilmek zordur.

 

 

 

 

Halkımızı aydınlatması, değerli bilgilerinden yararlanılması için, kendi alanında tek olan araştırmacı yazar, terörle mücadele uzmanı Erdal Sarızeybek'i Frankfurt'a davet ettik ve bizleri kırmayıp davetimizi kabul ederek bizleri onurlandırdı. Sayin Erdal Sarizeybek’i ağırlamaktan son derece gurur duyuyoruz.

Albayimizin Almanya’daki konferanslarin genel koordinatörlügünü üstlenen ve Frankfurt’a gelmesini saglayan ADD Frankenthal baskani degerli Nesrin hanim’a ayrica cok tesekkür ederim.

 

Bu bağlamda bizleri aydınlatmak ve değerli bilgilerini bizlerle paylaşmak üzere sözü Albayimiz Erdal Sarızeybek’e veriyorum. Söz sizindir efendim. Buyrun.

 

*************************************

 

3. - Konuşmacı:  Em.Albay Erdal Sarızeybek

 

Kıymetli konuklar, 23.12.2014 de geldim.  Nürnberg- Dortmund  ve diger birkaç şehirde konferanslar verdim.

Beni devletim yetiştirdi. Harp Okulundaki Eğitim ve Öğrenim’den sonra  Jandarma Teşkilatının sınır, iç ve dış güvenlik birliklerinde komutanlık, en son Paris’te  Askeri Ateşe Yardimcısı görevi, Yüksek Lisans tezi..10 yil uygulama..Güneydoğuda terorist çetelere karşı savaş. Geriye bakarsak gördüğümüz tehlikeli örgüler PKK, ISIS, vs. hepsinin oluşumunda   bizim hatalarımız ve bizim yetiştirdiklerimiz de var.

(Konuşmacı Ankara’da Uman Ögrenci Jandarma Alay Kumandanliği görevinden sonra isteğiyle  emekli olunca araştırmalar yapmaya başlıyor ve kitaplar yazıyor.) 

Bugünkü Hükümet „Akil insanlar“ seçiyor,  PKK konusunda uzlaşma sağlamada katalizör olsunlar diye. Ancak bu seçilen bireyler tamamen PKK’nin amaç ve yaptikları hakkında  bilgisi olmıyan,  konuya taman yabancı kimseler, örneğin Ibrahim Tatlises, Hülya Koçyiğit vs.

Hükümet etnik ve mezhepsel konularda ayrıştırıcı rolde, memleketin kaynaklarını satıyor, memleketin öğretmenlerine iş vermiyor, özel okullar açıyor, velileri çocklarını bilimden önce skolastik (körü körüne bağlanmaya zorlayan, sorgulamanın yasak olduğu ortaçağ düşünce tarzı güdümlü) bu özel okullara göndermeye zorluyor. Bir irtica devleti kurmakla meşgul.

Halk AKP-PKK-Cemaat üzerinden devamlı meşgul edilerek akıl kilitlenmesi  saldırısı altında. Zira hükümeti elinde tutanlar halkın başka olayları ve ülkenin zararına gelişmeleri görmesini istemiyorlar. Ülke satılıyor,  halkın bunu sezmesini, görmesini istemiyorlar.  Rum patriği Lozan Andlaşması gereği Beyoglu Kaymakamlığına bağlı iken yetki sınırları halka bilgi verilmeksizin genişletilmekte.

Ikiz kuleler yıkıldı, ABD terorü nerede olursa vururum diyerek yola çıktı, ve ABD Cumhurbaşkanı „ bu bir Haçlı seferidir“ dedi. Jacques Chirac „Türkler Avrupalı değildir,  biz Bizans‘ çocuklarıyız“ dedi.  Sonra „Libya’da demokrasi yok“ dediler Libya’yi vurdular.  Rusya ve  Fransa iç işleri bakanı „ bu bir Haçlı seferidir“ dediler.  T.Erdoğan ise güzelleştirme yaparak  „Haçlı seferleri kültürel bir etkileşimdir“  dedi. Sonra Papa Türkiye’ye geldi,  Papa ve Patrik buluştular, „dinlerarası dialog yapıldı“ denildi, halbuki internet’de Istanbul demek yerine „Kostantinopolis Rum Patriği“  diyorlar.

1071 de Alpaslan Bizans ile savaştı ve yendi. Anadolu’ya 250 yıl Haçlı Seferleri yapıldı. Türkleri Anadolu’dan silip atmak amacı vardı. Başaramadılar.  Sonra Fatih Istanbul‘u fethetti.  Gücü eline geçiren bayrağını açar,  güç coğrafyasının kaderidir  bu. Viyana bozgunu sonrasi Avrupa birleşip saldırdı Osmanlıya. 1915 de Anadolu’ya geldiler, Çanakkale’de, Gazze’de Basra’da Ingilizleri durdurduk. Erzurum’da da saldırıları durdurduk, güçleri yetmedi, 1918 de savaş bitti. Yenen devletler Anadolu’yu dört yandan işgal ettiler. Kurtuluş savaşı sonrası 1923 de Türkiye Cumhuriyetini kurduk.

Erdoğan Barzani’ye „Kürdistan Lideri hoş geldiniz“ dedi. Kürdistanın Türk tarihindeki rolü nedir? Kim onlara ağalık vermiş? Yavuz Şah Ismail’e karşı savaştı, Türkmen‘lerin yerine Kürt‘leri koydu.  Baban Soran-Bedirhan beyliklerini kurdurdu.  Osmanli tarihinde üç beylikten ikişer defa isyan yapıldı. Ikinci Mahmut isyan eden Beylikleri kaldırdı, Nakşibendilik kuruldu. Şeyh Halit isimli birisi 30 yaşinda Hindistan’a gider, şeyh olur. 

Halidi-nakşi her belayı hazırlıyan tarikat oldu.Halid’i Nakşi şeyhleri hem Osmanlı‘ya hem de Cumhuriyet‘e isyan ettiler. (Cumhuriyetin ilanından 1938’e kadar 17 Kürt ayaklanması çıktı.). Nakşi tekkeleri  yasa ile 1926 da kapattırıldı. 1927 de Nakşi şeyhleri Ermeni’lerle birleştiler. 

Atatürk sonrasi neden hiç isyan olmadı? Zira Atatürk’ün hayattayken O’nun Musul’u ele geçirmesinden, Irak‘taki Türkmenler‘le birleşmesinden kuşku-lanmıştı Ingilizler.

Erdoğan Halidi- nakşi müridi. Amerika Ordusu Internet sayfasinda çıkan Ortadoğu Projesi haritasında Türkiye’nin doğusunda bir Kürt devletine yer verilmişti. Vatanımızı parçalanmış gösteren bu haritaya karşı nota vermeyip bir de üstelik  „ben o projenin Eşbaşkanıyım“  diyorsanız Vatana ihanetten yargılanmalısınız.

Özel hastanelerde zoraki biometrik parmak izi alınıyor. Bu Anayasa’ya aykırıdır.

Yabancı bankaların  geçen yılki dışarı çikardıkları net kar miktarı 13 milyar liradir. Bankalarımız yabancılara satılmış olmasaydı bu para Türkiye‘de kalıp ülke ekonomisine yatırılmış olacaktı.

Haritaya dikkatle bakınız; Türkiye coğrafyada dünyanın merkezindedir  ve Türkler‘in 7000 yıllık bir tarihi vardır.  Biz Anadolu’da yaşayan son uygarlıkız. Bizim Asya’daki Türklerle birleşmemiz düşüncesi birilerini rahatsız eder. Bu düşünce ile doğu illerimizin bizden koparılması projesi yapılmıştır. 

30 ekim 1918 de Ermenistan ve Kürdistan söz konusu değildi. Abdülkadir çiktı, Ingiliz’lere Ermenistan ve Kürdistan kurma fikrini verdi, Anadolu’nun Asya ile bağını kesmak için.

Atatürk  “Millet, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği siyasî ve içtimai heyettir.“ ve  “Türkiye  Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir“  dedi.

Biz Romalılar gibi acımasız olsaydik Amerikalılar’in Kızılderililer’i temizlediği gibi temizlerdik bizden olmıyanları.

1923 de  Cumhuriyet ilan edildiğinde Anadolu çok fakirdi, okumuşların çoğu şehit, halkın sadece on binde biri okuma yazma biliyor durumdaydı. Güneydoğuda halk beşyüz yıldır ağaların kölesi idi ve çoğu türkçe bilmiyordu. Atatürk, Halkevleri açtırdı Türkçe ortak dil oldu. 

Fethullah Kongo’luya Türkce şarkı söyletti, fakat Hakkari‘ye gidip de aynı işi yapmadı.

Kazım Karabekir Ordusu hazırdı, Musul’u alabilirdik, iç isyanları çıkarttıran Ingiltere bunu önledi. Ikinci dünya harbi sonunda Kurtuluş savaşinda eski dost Rusya Kars  ve  Ardahan’i ve Boğazlarda üs istedi.  Bu durum karşısında Inönü ABD den askeri destek istemişti. 

(Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve, "5 yıllık kalkınma planları" ve "Köy Enstitüleri"leri gibi Sovyet sistemine benzer uygulamaların kaldırılmasını talep etti. Böylece ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile  Ismet Inönü himayesinde Milli Egitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafindan açilan ve Danışman Ismail Hakki Tonguç tarafindan yönetilen Köy Enstitüleri 1946 yılında hükümetin yaklaşan seçimleri yitirme kaygısıyla CHP içinden muhalif milletvekillerinin başını çektiği örgütlü muhalefetin kampanyasıyla, müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapıldı. İlerleyen yıllarda da, daha önceleri sıkı sıkıya bağlı olduğu "iş için iş içinde eğitim" ilkesinden uzaklaştırıldı. Önceleri yaratıcılığın ön plana çıktığı eğitim anlayışının yerine giderek geleneksel, ezberci eğitimin yerleştiği öğretmen okullarına dönüştürülerek 1954'te kapatıldılar (Wikipedia)

Atatürk toprak reformu yaparak ağalığı kaldıracak yolu açmıştı. Halbuki 1950 den itibaren gelen hükümetler Atatürk’ün kapattığı tekkelerin  açılmasına müsamaha gösterdi. Kalkınmayı temin edecek Köy Enstitüleri ise 1954 de kapatıldılar.  1950 de gelenler Türkiye siyasetine damga vurdular, bugünün  T.Erdoğan, A.Gül, B.Arınç, Cindoruk‘ ları için zemin hazırlamış  oldular.

Harpten sonra Israel devleti 1948 de Kuruldu (14.mayis 1948). Bir ülke daha kuruldugu gün Türk yurdunu ve milletini hedef alıyorsa o benim düşmanımdır. Israel savaş planlarında Tevrat’daki ayetlerde yazılı olanları uygulamaktadır. Israel’in kutsal kitabinda 13 cü ayetde Israel’in  Babil’i yerle bir edeceği, sol kolu Mısır, sağ kolu Şam üzerinde olmak üzere büyük bir devlet kuracağı kehanetinde bulunuyor ve aynı zamanda Musa’nın on emrinden biri „Yahudi Yahudi‘yi öldürmiyecek“ şeklinde.  Yani diğerleri bir önem taşımıyor. Böyle bir kutsal kitap olur mu? Tanrı insanları öldür der mi?                                                Kehanetin devamı: „Ortadogu ülkeleri mezheplere ayrışıp parçalanacak, parçalanan ülkelerden Israel’e dost devletler oluşacak..“ şeklinde. Bu kehanet Amerika’nın „Ortadoğu Projesi“ dir. Uygulanması „ özelleştirme“ diyerek sattırıp satınalmak ve „ileri demokrasi diyerek, örneğin eyaletlere bölmek,-bu ayni zamanda PKK nin da isteği- ayrıştırmak. Sevr,Bob,…Israel…

Türk yurdunun bölünmez bütünlüğü tehlikededir. Ilk saldırılar 1984 de başlatıldı,  Şemdinli, Eruh saldırılara uğradı. O sıralarda 1992 de ben Şemdinli hudut Tabur komutanlığına atamıştım. Jandarma subayı olarak Iran-Irak-Suriye hududuna  görvlendirildiğimde  gittigim karakol bölgesinde savaş başlamıştı, bütün tepeler tutulmuş, yogun bir saldırı yapılmaktaydı, düşmana mesafe bazi noktalarda beş metreye inmişti. Ilk anda 19 şehit verdik, Helikopter yardım edemiyordu, zira mevziler birbirine çok yakındı. Neticede PKK hücumunu durdurduk..

O zaman  başbakan olan T. Özal geldi, ve ona anlattım ki, PKK yı kuran, üzerimize saldırtan Amerika’dır, silahları bizimkilerden daha modern, bizim Askeri birliğimiz Tabur olarak 2000- kişiden oluşurken saldıranlar 5000-kişi civarındaydı…Fakat o saldıranlar için „üç beş çapulcu „ dedi, önemsemedi. Güney hodudumuzdaki savaşlardan Türkiye şimdiye kadar ca. yüz milyar $ zarar gördü.

Özal önemsemedi, Eşref Bitlis paşa durumu kavramıştı, 3.10.1992 de en büyük operasyonu başlattı.  Amerika karşılık olarak Ege denizinde Muavenet harp gemimize ateş ederek kaptan köşkünden vurdu.  Ekim ayında harekat durduruldu.

1991 de Körfez savaşı sırasında Özal,  Sadam için „zalim“ demişti., 2014 de Erdoğan ayni şekilde Esat için „zalim“ diyor. Özal, Barzaniyi tanıdı, zira aynı tarikattandı, Erdoğan da Barzani’yi dost saydı.

1993 ün ocak ayında büyük araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu öldürüldü, şubat ayında ise Esref paşayı öldürdüler. Bitirilmek üzere sonuna gelinmişti terorun.  Çiller başbakan oldu, iki milyon insan güneydoğuda sefalete düşmüştü, Çiller onlara yardım etmedi.

Erdoğan ise teror üzerinden siyaset yapmakta. Önce hayır diyen Incirlik hava üssünü Amerika’ya açtı. Barzani’nin Türkmen’lerin yaşadığı Kerkürk’ü almaması gerekirdi orasi bizim için stratejik kırmızı çizgi sayılmaktaydı.  Fakat T.Erdoğan herşeyi  itirazsız tanıdı, kabullendi. PKK siyasi güce dönüştürüldü. PKK lilar Mardin, Ağrı’da  belediye reisi yapıldılar. Erdoğanin siyaseti Özal’ın devamıdır. 2009 da  „pişmanlık“  örtülü adıyla katiller serbest bırakıldı.

Yıllarca Türk Ordusu ile Türk Milleti arasındakı bağın zayıflatılmasına çalıştılar, ve bunda ilerlemekteler. Bu konuları işleyen bir kitap: Büyük Suikast Hakkari-Van-Şırnak Üçgeni (2013).

„Bu hükümet birgün düşecek, vatana hainlik edenler yargılanacak!“

Askerimize yardim etmeyen hükümet Peşmerge’lere yardım ediyor, Nakşi şeyhlerinin kurduğu Kürdistan’a gidiyor. 

Şimdi bin yıllık bedel ödemeye başladık. Kürt olmiyanlar Kürt kimliğine girip Kürt’leri aldatıyor. Ermeni Taşnak çeteleri Kürt kilığına girdi. Orta Doğu Projesi‘nin hedefi Türk Yurdu, Türk Milleti’dir. Bu hedefe gidiş önce ayrıştırmak, yanlızlaştırmakla başlatıldı.  Gayesi Anadolu’nun Asya ile bağını kesmketir.

Anadoluyu  işgalin ilk stratejik adımları atılmışken Anadolu halkı bunu hala göremiyor ve anlatılmadıgi için de kendi imkanlarıyla kavrıyamıyor.  En zeki, fakir çocuklarımız seçilip „özel okul !!!“ larda devşiriliyor.  „Türk, Atatürk, Türk Ulusu“  kelimeleri Anayasa’dan çıkarılmaya çalışılıyor. „Türk olmaktan kurtulduk“ diyebilen belediye reisi var.  Herşeyi elimizden almaya çalışan bir haçlı seferi, bir Malazgirt rövanşı yaşıyoruz.  Ergenekon destanında „Tehlikeye düşerseniz birleşin“ deniyordu. Türkler zayıflamıştı, Atatürk, bir  Bozkurt olarak çıktı, o destandaki gibi yol gösterdi.

Yedi yıldır Türk Ordusu’na saldırıyorlar. Bu hükümet Türk Milleti’ne hizmet etmiyor.

Soru ve yanıtlardan kısa özetler:

-Önce adalet organlarına karşı sarsılan güvenlik tekrar tesis edilmeli.

-Yedi bin yıllık tarih ve coğrafyaya sahip milletin torunlarını temsil eden bir hükümetin dik durması,  onurlu olması gerekir.  Bugün için  böyle bir hükümet  vardır diyemeyiz. Ülkeyi yönetenlerin izledikleri siyaset Türkiye‘nin menfaat- lerine aykırıdır.  Oy verenler bilmelidir ki, hükümet Israel’e hizmet ediyor.

- Türkiyenin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapan iki parti;  CHP  ve  MHP  halkın isteklerini ve ihtiyaçlarını iktidardakilere taşıyamıyorlar. Sorun onları yönetenlerde. 

Güneydoğuda Türk Milleti’nin egemenlik hakkı PKK’ya devredilmiş durumda.  Muhalefet buna seyirci kalıyor. Meclisten çekilip „halka gidiyoruz „ deseler iktidar olurlar.

- Atatürk Cumhuriyeti orduya değil gençliğe emanet etti. Vatan olmazsa gelecek olamaz. Mevcut Anayasa Türk Milleti’ne emanettir. Anayasa’yi korumak her Türk’ün görevidir.  Eğer bu, yeterli olarak algılanamıyorsa  Anıt Kabir‘de buluşup biz koruma görevini devir alacağız.

 

Konferansla ilgili derleme:

 Mak.Y.Müh. Ural Kabartaş / 28.12.2014

*devrik yazılar sonradan kitaplardan veya Wikipedia yazılarından alınan tamamlayıcı bilgilerdir.

Joomla templates by a4joomla