HE-ADD Konferansın’dan notlar

Tarih ve yer: 04.05.2014, Hilton Frankfurt Hotel, Hochstraße 4, 60313 Frankfurt

Konferans Konusu: Türkiye’de Demokrasi ve Seҫimler

1- Program Sunuşu:.Meral Koryürek  HE-ADD Yönetim Kurulu

2-Yeni Yön Kurulu sunumu konuşmasi:Y.Müh. Mahmut Telli HE-ADD Ffm.           Onursal Başkanı

3- Açış konuşması: Dipl.-Wirtsch. Eren Tiryaki HE-ADD Ffm. Başkanı

       4- Konuşmacı: Sabih Kanatoğlu Türk Hukuk kurumu Başkanı ve                                         Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı

1-Program sunuşu: Meral Koryürek  HE-ADD Yönetim Kurulu

Değerli konuklarımız,                                                                                                                                          Konuşma başlamadan önce herkezi Atatürk, demokrasi ve Cumhuriyet Şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Derneğimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu demokratik lâik Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza kadar yaşatmak, Atatürk’ün ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek ve Atatürkçü düşünceyi topluma, genç kuşaklara iletmek amacıyla kültürel, sosyal, bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Derneğimizin genel faaliyetleri herkese açıktır. Derneğimiz hakkında bilgi edinmek için Adresimiz: www.he-add.org; facebook.com/HessenADD; twitter@HessenADD, youtube.com/ADD

2-Açış konuşması: Y.Müh. Mahmut Telli HE-ADD Ffm Onursal Başkanı               (original tekst)

Yargıtay Cumhuriyet onursal başsavcısı, ve Türk hukuk kurumu başkanı Sayın Sabih Kanadoğlu ve değerli eşi, SPD Hessen Millet vekili sayın Turgut Yüksel, değerli dernek başkanları, değerli medya mensupları, değerli konuklar ve sevgili gençler,  Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Yeni yönetim kurulumuzun bugünkü konferansına hepiniz hoş geldiniz.

 

Bu yıl 15 Şubat’ta olağan genel kurulumuzu yaptık ve ben daha önce de arkadaşlarımaaçıkladığım gibi yeni seçilecek yönetim kuruluna aday olmadım. Genel kurulda Faaliyat raporumuzu okudum sonra saymanlık ve denetleme kurulu raporları da okundu.  Her üçü de alkışlarla ve teşekkürlerle kabul edildi.

 

Ben de 18 yılı aşkın, 19’uncu yılına girmiş olan başkanlığımdaki, üyelerimize veda ederek ayrıldım.  Seçimlere girmedim.  Ayrılışım arkadaşlara büyük bir sürpriz oldu.  Sonuçta kongreyi yöneten, Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı  sayın Dursun Atılgan ve yönetim kurulu arkadaşlarım bana çeşitli armağanlar verdiler.  Hizmetlerim için şükranlarını bildirdiler. Beni de, oy birliği ile ONURSAL  BAŞKAN seçtiler.   Kendilerine müteşekkirim.

 

Değerli konuklar,

  

Her zaman söylediğim gibi biz hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.  İsmimiz Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği.  Merkezimiz Frankfurt. Bayrağımız Türk bayrağı. İçinde Atatürk var.  O Atürklü Türk bayrağımız sonsuza dek dalgalanacaktır.  Bundan hepiniz emin olabilirsiniz.

 

Üç yıl önce başlatıp, başarılı olduğumuz gençleştirme hareketine, son dönemde de  devam ettik.  Aramıza yeni gençler katıldı.  Bu gençlerin her biri birer pırlanta.  Yolumuza o gençlerle devam edeceğiz.  Ben de Onursal Başkan olarak onların başarılarıyla gurur duyacağım ve  onurlanacağım. 

 

Yeni yönetim kurulunu seçtik. Şimdi size yönetim kurulumuza seçilen gençlerimizi takdim edeceğim:

 

Eren Tiryaki,  Kıvanç Fidan,   Alpaydın Saatçi,   Nilgün v. Wallenberg,

Melih İyigün,   Meral Koryürek,   Binnaz Ataş,  Suzan Polat,  Yelda Acar

Mevlit Deniz,   Rasim Işık

 

Değerli  konuklar sevgili Atatürkçüler;

 

Web sitemizi kuran, yöneten, sitemize yazıları yerlaştiren, konferanslarımızda bizi modern dünyaya taşıyan, yüzümüzü ağartan sevgili Hüseyin Yalçın.  Konferanslarımızda not tutan ve konferansçının söylediklerini en iyi şekilde değerlendirerek konferansın, özünü anlatan notlarıyla, web sitemizi zenginleştiren değerli üyemiz Ural kabartaş; Her zaman fikir teatisinde bulunduğum ve fikirlerine saygı duyduğum değerli dostum meslektaşım, yaşdaşım Abdullah Eldelekli, Mainz ekibinen Hayrettin Yurtöven, ve şu anda isimlerini sayamadığım diğer değerli dostlar sevgili Atatürkçüler; hepinize şükranlarımı arzediyorum.

 

Huzurlarınızda  özverili çalişmalarından dolayı eski yönetim kurulu arkadaşlarıma ve her an göreve hazır olan isimlerini saydığım değerli arkadaşlara teşekkür ediyorum. 

 

Değerli Atatürkçüler, size de, bizleri iyi günde kötü günde her zaman desteklediğiniz için sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Eminim siz de herhangi bir ihtiyaç olduğunda derhal yardımımıza koşarsınız.  İçinizdeki birlik ve beraberlik duygusu bizi daima yüceltecektir.  Zaten o duygu olmasa bugün burada olmazdınız. Unuttuğumu sanmayın.  En büyük teşekkürüm de 18 yılı aşkın bir zamandan beri beni, en iyi olmam için, benim eksiklerimi tamamlayan ve Atatürkçü Düşünce Derneğimizi yücelten sevgili eşim Songül Telli’ye.

 

Kurulduğumuz günden bugüne, daima tüzüğümüzde yazılan amaçlar doğrultusunda çalıştık.  Yurttaşlarımızın arasında birlik ve beraberlik kurabilmek için uğraş verdik. Hep ülkemizin çıkarlarını düşündük ve üretken olduk.  Sadece üretken olmakla kalmadık, üretenlerle de birlikte olduk; beraber çalıştık, beraber ürettik.  Hiç bir zaman üretenleri tüketmek için çalışmadık kutuplaşmadık.  Çalışan, üreten derneklerle dost olduk; dost kaldık.  Yönetim kurulumuza seçilen bu genç kadromuzla, yine öyle kalacagız.    

 

Değerli konuklar, sevgili Atatürkçüler;   Her güzel şeyin bir sonu vardır.  18 yılı aşkın bir zamandan beri sizlerle ve çok saygın Atatürkçü Düşünce derneğimizle, değerli medya mensuplarımızla, Genel Başkanımız sayın Dursun Atılgan’la, yaşamın bütün güzelliklerini paylaştık.  Çok güzel ve çok anlamlı günler yaşadık.  Bir kaç yıldan beri de derneğimizi gençleştirmek için uğraştık ve bunda da başarılı olduk.  İşte görüyorsunuz gençlerimizi. 

 

Ben size şu kadarını söyleyeyim;  Ocak ayı içinde Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine 1000,- Euro yardımda bulunduk. Mart ayında kalp nakli bekleyen muhtaç bir çocuğumuza 600 Euro yardımda bulunduk.  Nisan ayında 30 kişilik bir grupla güney doğu Anadolu’ya 10 günlük kültürel bir gezi yaptık.  Bu geziyi gençlik kolumuz düzenledi.  Bu gezide de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü gençlerimiz Gaziantep’te, bir engelliler okulunu ziyaret ettiler.  Ve Engelliler okuluna yardım için ayırdığımız 500 Euro’ya, kendi aralarında topladıkları 1000 Euroyu da  ilave ederek 1500 Euroluk bir bağış yaptılar. 

 

Daha önceleri de çok bağışlar yapmıştık.  Örneğin bir defa 20,000 Mark ve bir defa da 10,000 Euro Mehmetçik vakfına bağışta bulunmuştuk.  Ayrıca iki defa deprem felaket zedelerine  5000’er Euro yardımda bulunmuştuk.   İlk yıllarda kompozisyon yarışmaları düzenleyerek öğrencilerimize yüklü miktarda teşvik yardımlarında bulunmuştuk.  Ayrıca okullarında başarılı olan Türk gençlerine yine yüklü miktarda armağanlar vermiştik.  Bunların herbirinin toplamı her seferinde 10,000 Markın üzerindeydi. Daha birçok kere gereken yerlere gerekli yardımlarda bulunmuştuk.

 

Değerli kardeşlerim,

 

Şimdi bazılarınızın aklına  bu kadar parayı nereden buluyorsunuz diye bir soru takılmış olabilir.  Biz hiç bir kimseden, yada kurum ve kuruluştan yardım talep etmedik. Bir Alman derneği olmamıza rağmen hiçbir Alman kurumundan yardım istemedik ve yardım da almadık. Bütün bu yaptıklarımızı siz değerli üyelerimizin aidatlarını iyi kullanarak, o aidatleri üreterek yaptık.  Bunları yapmak için de aidatları hiç bir zaman har vurup harman savurmadık.  İyi yerlere harcadık ve özverili çalışmalarımızla ürettik;  tüketmedik.

 

Bu arada üye olmayanlardan eleştiriler de aldık.  En çok da,  bu konferansları neden böyle 4 yıldızlı otel salonlarında yaptığımız eleştirildi. Bizim vatandaşımız burala gelmez denildi. Bu kez onların dilediği yerlerde de konferanslar düzenledik ama  bu defa da eleştirenlerin, kendileri gelmediler. Neden gelmediklerini sorduğumda da, Abi oranın havalandırması çok kötü.  Yanımdaki adam kokuyor gibi ipe sapa gelmez laflar ettiler. Bizim vatandaşımız buralara gelmez diyenler, sanki kendileri vatandaşlarımız değilmiş gibi, kendilerini vatandaşlarımızdan üstün gördüklerinin farkında bile değillerdi. Bu salonları fazla aydınlık bulanlar oldu.  Ne yapalım; dün akşam Zülfü Livaneli’nin bestelediği şarkısında, güneş getir bana, dediği gibi, biz yılmadık ve o karanlık beyinlere güneş götürdük ve aydınlatmaya devam ettik.     Yaptığımız Cumhuriyet balolarını kösteklemek için, ‘Atatürk baloları sevmezdi’, diye dedikodular çıkarttılar.  Halbuki bu balolardan elde ettiğimiz gelirleri bağış olarak, yukarıda da bahsettiğim gibi, önemli adreslere gönderdik.

 

Bu özverili çalışmalarımızı, değerli üyelerimizin destekleriyle ve sizlerin teşviklerinizle yaptık, Üyelerimizin destekleri olmasa, biz zaten olamazdık; başarımız da olmazdı.  Desteklerinizi her zaman bekliyoruz.  Aramıza yeni üyelerin katılmasını beklerken, bugüne kadarki destekleriniz için hepinize sonsuz sevgi, saygı ve şükranlarımı sunuyorum.   Teşekkür ederim.                                                                                                                                                                                                                                                                      

3- Açış konuşması: Dipl.-Wirtsch. Eren Tiryaki HE-ADD Ffm. Başkanı, (original tekst)

Değerli konuğumuz Sabih Kanadoğlu ve değerli eşleri,Değerli başkanımız Mahmut Telli ve değerli eşleri,Değerli üyelerimiz, konuklarımız, Hoşgeldiniz,  

 

Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Biliyorum, büyük bir sabırsızlıkla konuğumuz Sabih Kanadoğlu’nun konuşmasını bekliyorsunuz . Kiminiz uzaklardan geldiniz, kiminiz belki bin bir güçlükle buraya ulaştınız, kiminiz işinizi gücünüzü bıraktınız, başka işleri erteleyip buraya koştunuz... Bunun için zamanınızı fazla almayacağım. Kısaca son çalışmalarımızdan söz edeceğim.

Çalışmalarımıza ilgi duyanlar derneğimizin feyzbuk sayfasından paylaşımlarımızı izleyebilirler. Facebook.com/Hessen.ADD tuslamaniz yeterlidir. Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği'nin internet sayfasindan kayıt olup tüm etkinliklerimizden e-posta ile haberdar olabilirsiniz. Derneğimiz hakkında bilgi edinmek için sayfamızı ziyaret etmeniz yeterlidir. Adresimiz: www.he-add.org / mustafakemal.de

Üyelik ile ilgili bilgi edinmek isteyenler kurduğumuz standtan üyelik formu alabilirler. Suzan Polat ve Celine von Wallenberg sizlere yardımcı olacaklardır.

 

Yeni Yönetim kurulu olarak ilk gezimizi Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yaptık.

Van’dan başlayan on günlük gezimiz Gaziantep’te bitti.

Mehmet Aydoğdu önderliğinde 30 kişilik bir grupla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu gezdik.  Oraları kültürel, tarihsel, sosyal yapısıyla, doğasıyla yakından tanıma amacıyla düzenlediğimiz bu gezi çok başarılı geçti.

Van, Muradiye, Doğubeyazıt, Batman, Midyat, Mardin, Diyarbakır, Adıyaman ve Şanlıurfa’yı kapsayan, son iki günü Gaziantep’e ayrılan gezimizden katılımcılar çok memnun kaldılar, gençlerimiz bu bölgeyi yakından tanıma fırsatı buldular. Tarihi çarşıları, müzeleri, tarihi kalıntıları ve eserleri ziyaret ettik, görülecek, gezilecek yerleri gördük, gezdik. Urfa’da sıra gecesi yaşadık. Yöresel yemeklerimizi tanıdık, halkımızla kaynaştık…

Gezimizi son gün Gaziantep Abdülkadir Konukoğlu Engelli Okulu’nu ziyaret ederek tamamladık. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı burada engelli çocuklarla birlikte, onların gösterilerini izleyerek kutladık.  Ayrıca bu okula para bağışı yaptık. Dernek bütçesinden ayrılan paraya ek olarak katılımcılar aralarında para topladık, böylece oluşan toplam 1.500 Euroluk  bağışımızı okul yönetimine teslim ettik.

Derneğimizin Gençlik Kolu bu tür geziler düzenlemeye devam edecek.

Bu yıl ki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak üzere 18 Mayıs Pazar günü sabah kahvaltısında siz değerli üyelerimizle, dostlarınızla, tanıdıklarınızla birlikte bir araya gelmek istiyoruz. Katılmak  isteyenler, Yönetim Kurulu üyemiz Suzan Polat ile Rasim Işık’a başvurabilirler.

 

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bağlamında TGB’nin duyurusunu aktarmak istiyorum: 19 Mayıs Kutlaması bu yıl Oberhausen’da yaşanacak. Ayrıca “Gezi”nin de yıldönümü kutlanacak. “24 Mayıs Gençlik Şöleni”’nin katılımcıları arasında DUMAN, ERKAN OĞUR, SONER YALÇIN, METİN FEYZİOĞLU ve GEZİ KAHRAMANLARI. Frankfurt’tan katılmak isteyenler için otobüsler kaldıracaktır. Detaylı bilgi edinmek isteyenler TGB’li arkadaşlarımıza başvurabilirler.

 

Konferansımızın özel konuğunu Genel Sekreterimiz Meral Koryürek tanıttı.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı ve Türk Hukuk Kurumu Başkanı sayın Sabih Kanadoğlu’nu ağırlamaktan gurur duyuyoruz. Değerli hukukçumuz davetimizi kabul ederek bizleri onurlandırdı.

 

Tekrar kendisini huzurlarınızda saygıyla selamlayarak, aramıza hoşgeldiniz diyorum.

 

Değerli konuğumuza söz vermeden söyle farkli bir yöntem izleyecegiz bugün. Bir söylesi tarzında geçmesi taraftarıyız bu konferansın. Sandalyelerde soru kağıtları bulacaksınız. Ayrica araliklarla tükenmez kalemler biraktik sandalyeler üzerinde. Eminim farketmişsinizdir. Bu kağıtlara sorularınızı yazın lütfen. Sorularınızı Yönetim Kurulu arkadaşlarımıza Sabih Bey’e cevaplamak üzere teslim edebilirsiniz. Sabih bey, sizin sorular üzerinden konuşmasını sürdürmeyi daha uygun ve verimli bir yöntem olarak benimsedi.

 

Izin verirseniz, aklıma takılan soruları size sorarak başlamak istiyorum Sabih bey:

İktidar işine geldiği için iletişimde “Twitter” ve “Youtube” gibi sosyal paylaşım yerlerini yasaklayabilir mi? İnsanların haber alma ve haberleşme özgürlüğü Anayasa tarafından korunmuyor mu? Böyle bir ortamda özgür iletişimden, adil seçimlerden ve demokrasiden bahsedilebilir mi?

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda  ortaya çıkanlar… Ayakkabı kutuları ve kasalar içinde bulunan milyon dolarlar... Gözaltına alınan ve sonradan serbest bırakılan bakan oğulları, iş adamları...  

 

Bu durumdaki bir hükümetle nasıl yerel seçime gidildi? Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili bilmemiz gerekenler nelerdir?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın tören konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fethullah Gülen olayının yargıdaki yeri nedir?

Almanya Cumhurbaşkanı’nın Ankara’ya yaptığı resmi ziyarette söyledikleri, buna Başbakanın verdiği yanıt üzerine ne diyeceksiniz?


4. - Konferans konusu: Türkiye’de Demokrasi ve Seҫimler

      Konuṣmacı:  Sabih Kanatoğlu Türk Hukuk kurumu Başkanı ve                                         Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı

(Digital ses kaydından da faydalanılarak yazılan konuṣma notları)

Konuşmacı konuşmasına kendisini sınava giren ve sorulan ürkütücü zor sorular karşısında yılgınlığa düşebilecek bir genҫ gibi hissettiğini söyliyerek başladı. „Altı yıl sonra tekrar beraber olduğumuz iҫin bütün dostlarıma tesekkürler, selamlar saygılar“.diyerek devam etti.

 

ADD-Hessen Başkanı ile önceden konuyu nasıl seҫelim? dedik, „Demokrasi ve Seҫimleri“ güncel konu olarak gördük. Geҫen yirmi gün bizi başka bir ortama getirdi. Anayasa’nın 34 cü maddesi Toplanti Özgürlüğünü tarif eder ve bu AB (EU) Insan Hakları 11 ci maddesi ile de örtüşür. Buna göre her yurtdaş silahsız ve saldırısız gösteri yürüyüşü yapmak hakkına sahiptir. Buna rağmen 1 mayıs 2014 günü 39000-polis, polis araҫları, su sıkan özel araҫlar, polis copları altında yaşandı. Bu olay  adı geҫen hakların ihlali demekti.. Demokrasinin bittiği aşikardı.

 

Türkiye‘ye Alman Cumhurbaşkanı Herr Gauck konuk olarak geldi. Bize Türkiye’de ifade özgürlüğünün tehlikeye girmesinden kaygı duyduğunu söyledi. Ona „sen bir rahipsin aklını kendine sakla“ yanıtı verildi. Böyle bir yanıtın verilmesi o ülkede demokrasinin bittiğinin kanıtıdır. Türkiye dünya genelinde 197 ülke arasında basın özgürlüğü değerlendirilmesinde (Freedom House 2014 raporu) 134 cü sıraya düştü, (Avrupa’da basıni özgür olmıyan tek ülke oldu.).Bu da sözün bittigi bir noktadır. Demokrasiyi özümlememiş bir iktidara karşı bunu anlatmak imkansızlığı var. Her yurtdaş sorumluluk duyarak birleşip ellerini ateşin altına koymazsa durumdan kurtuluş olmıyacak.

 

Mustafa Kemal’in askeri olmakla, askeri olmaya layık olmak ҫok farklıdır. Türkiye dışında yaşıyanların sivil toplum örgütlerine üye olarak faaliyet yapmaları, laik ve sosyal devletin yeniden kurulmasi iҫin liyakat göstermeleri gerekmektedir. Zira başka ülkelerde seslerin yükseltilmesi Türkiye’de yaşıyanlara güҫ verecektir. Türkiye‘deki olaylara seyirci kalmayınız. Onun iҫin sivil toplum örgütlerinde görev alınız, Eğer siz Atatürk ilkeleri iҫerisinde, dünya ülkeleri arasında onurlu bir yer almak istiyorsanız, yani laik demokratik sosyal ve hukuk devleti olma liyakatini sağlamak istiyorsanız, gayret sarfedeceksiniz ve bu gayret sivil toplum örgütleri, siyasi parti iҫinde ҫalışmakla göstereceksiniz.

Sizler akıl bilgi ve liyakati  temsil ederek sesinizi Türkiye’ye duyurmalısınız, Siz nasıl Türkiye’den ümit ve güҫ arıyorsanız onlar da sizlerden aynı şeyi bekliyorlar. Bunu bir ülke sorunluluğu görmenizi dilerim. Türkiyeyi bitiren umutsuzluktur, yılgınlıktır.

 

Ҫıkarın sağlandığı bir ülkede ҫıkarlarını sağlayanların yanında bir kesim insanlar korku altında yaşıyorlar.  Bu  Türkiyenin havasını karartıyor, yılgınlık, korku ve usanҫ yayıyor.

 

Seҫtiğimiz diger konu Seҫimlerdi. Yerel seҫimler bir zafer olarak tanıtıldı. Halbuki oy yüzdesi 49% dan 43% ye inmişti. Biz ҫok ilerledik 26% ye ҫıktık diyorsanız, bu da başarı değildir. Yanlış bir strateji ve taktikle de Cumhurbaşkanlığı seҫimine sanki yılgın ve umutsuz giriyoruz görünümü var. Rusya’da olan Putin-Medwedew yer değıstirme metodunun ülkemizde uygulanmasına inanmak,veya bunu beklemek de hatadır. Stratejide hata yaparsanız bunu taktiklerle düzeltemezsiniz. Ortak karşı adayı geҫ ararsanız hedefe ulaşmayı zorlaştırmış olursunuz.

 

Yeni bir MIT yasası ҫıktı. O gün akşamı Mustafa Mutlu’nun „Kıral Ҫıplak“  progrmındaydım. Programı aҫmayı benden istediler. Kral Ҫıplak programi birҫoklarınız izliyorsunuzdur. Ben hazır kıralı ҫıplak yakalamışken onu alınız, Ümit Yaşar Oguzcan’in „Sadralzam Hamamda“  fıkrasındaki hamama götürp tellaklara teslim ediniz dedim. Keselemenin sonunda kıralı göremiyeceksiniz. O fıkrada bir  „kir bitti, kıral gitti“ sonu vardır. Tellaklardan benzeri cevabi alın, kir biterse  o zaman hepimiz, ve Türk milleti rahatlar demiştim. Eğer yasaların üzerinde birisi varsa ve sıfatı ne olursa olsun, bir adam eğer  kirliyse, yapılan bütün uğraşılar ve bağımsız olmıyan mahkemelerin aklamaları o insanı yıkıyamaz, temiz hale getiremez..Onun iҫin kral yıkandığında Türk milleti önünde bir kir yığını kalacaktır.

 

Serbest seҫim demokrasının ilk koşuludur. Seҫimin yapıldığı her yerde demokrasi vardır da denemez. Demokrasi var diyebilmek iҫin şeffaf ve güvenilir bir seҫim sağlanmalıdır. Bunun iҫin eşit şartlar olmalıdır. Medyanın büyük bir bölümü satın alınmışsa, yani güvenilir bir basın yoksa, para ekonomik gücü iktidara bağlı bir havuza akıtılıyorsa,devlet televizyonu opozisyona ayırdığı zamanın 50 katını kendine ayırmışsa, seҫim sistemi iktidarın lehine düzenlenirse, o ülkede seҫim yapılır, ama dürüst bir seҫim midir? Onun yanıtını milletin kendisinin düşünmesi gerekir.

 

Seҫim kütükleri Yüksek Seҫim Kurulu‘nca düzenlenir diyen Anayasa’ya rağmen eğer düzenleme iktidarın Iҫ  Işleri Bakanlığına bağlı nüfus müdürlüklerince yapılıyorsa, ve o seҫim kütüklerinde seҫmen sayısında bazen 6 milyon bazen daha düşük seҫmen sayısı gösterilebiliyorsa, hele son seҫimlerde olduğu gibi kütükler bina usulüne göre degil de, soyadı usulüne göre hazırlanıyorsa,yani aynı binada oturanların birbirini denetlemesi imkanı böylece ortadan kaldırılmışsa, ve neticelerinin toplanmasında Uyap denilen ve sayımında Seҫ Sis denilen  Amerika ve Almanya‘dan kovulmuş bir sistem kullanılıyor ve yayınlanıyorsa, 34 ili kaplıyan bir bölgenin enerji dağıtım sistemine kediler girebiliyorsa, ve siz o seҫimlerin dürüstlüğünden bahsediyorsanız herhalde yanılıyorsunuz.. Seҫim sistemi yasası ҫıktığı zaman büyük iki opozisyon partileri ayni hassasiyet gösterip itiraz etmediler.Bu nedenle netice alınamadı. Eğer bir seҫim dürüstlüğü konusunda kuşku varsa bu büyük sıkıntıdır. 2008 den beri söylemekteydim, 2009 da uygulanan seҫim yasasının Anayasa’ya aykırılığını bildirdim. Bir yasa ҫıkarken iki ay iҫinde dava aҫmazsanız Anayasa Mahkemesinde (AYM) de bu davayı gördürme şansınız yok oluyor. Bu yasa oy birliğiyle ve ana muhalefetin de alkışlarıyla ҫıktı. Uyanıldığı zaman iş işten geҫmişti. Bizim siyasi partiler hatayı kabul etmezler. Aldatıldım dese kurtulacak, aldatıldım bile diyemiyorsanız, ҫünkü Yüksek Seҫim Kurulu (YSK) ile Nüfus ve Vatandaşlık Genel Md. Protokol imzaladılar bu protokol aleyhine Danıştayda bir dava aҫılmasını bildirdiğim halde sadece  iki parti dava aҫtılar. Dava aҫanlar DSP ve Işҫi partisi idiler. Bu dava hala devam ediyor, ama büyük partiler bu davaya sahip ҫıkmadılar.Dava iptal davası olma hakkını kaybetmişti ama bir itiraz davasi haline getirilme olanağı vardi, bu da bugüne kadar kullanılamadı.

 

Demokrasi nedir? Kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanan, insan temel hak ve özgürlüklerini sağlayan insan temel hak ve özgürlüklerini sağlıyan,ҫağdaş ve uygar bir anayasası olan ve bu Anayasayı hıҫ saptırmadan uygulıyan bir ülkeye demokratik ülke denir.

 

Anayasayı saptırmadan uygulayan  ülke demokratiktir. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri Anayasa’nın güvencesi altındadır.Düşünebilir misiniz ki biz aceba demokratik bir ülke olma liyakatine sahip miyiz? Zira şimdiki 1982 Anayasası 12 eylül 1980 den sonra değişikliğe uğrayan Anayasadır. 1961 demokratik Anayasa‘sından sonra 1982 de değişikliklere uğratılan Anayasa üzerinden 32 yıl geҫti, birҫok iktidar geldi geҫti, örnegin yargı bağımsızıği konusunda  antıdemokratık yerlerine itiraz gelmediği gibi Anayasaya uymıyan yasalara da itiraz getirmediler.Şimdi öyle bir hale geldik ki bağımsız bir yargı olanağını tamamen kaybettik.

 

Düşünebiliyor musunuz, örneğin HSYK yasasında değişiklilikler yapan iktidar bu değişikliklerin Anayasaya aykırılığını bilecek, fakat bu yasayı ҫıkaracak, iptal edileceğini de bilecek, ama o süre iҫinde yani iptal edilinceye kadar HSYK nu  kendisinin  kendisine verdiği yetki ile istediği gibi düzenliyecek, zira „AYM nin  gelebilecek iptal kararı geriye ҫalışmaz“ kuralı var!!!    Böylece kadrosunu isteğine göre oluşturmuş olacak. Böyle bir siyasi anlayış ne ABD de ne de AB ülkelerinde hatta ne de güneyde olamaz. Almanya’da böyle bir siyasi iktidar partisi düşünebilir misiniz?

 

Hukuk devletinde Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez. Bir yasa ile görevlerine son verilen, veya görevden alınanlar idari yargı mahkemesi veya daniştayda dava aҫabilirler.

Fakat Anayasa ile örtüşmiyen uygulama yaparım diyen veya Anayasa’ya uymıyan yeni yasalar ҫıkaran ve hemen uygulamaya geҫiren  bir siyasi iktidar ancak Türkiye’de olabiliyor. Hukuk devletinde Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez, keyfi görevden alma kararları Danıştay veya Idari Mahkemede  dava aҫılarak bozulabilir.

 

Opozisyon olarak günceli tayin ve tanzim eden bir iktidarın izinde giderseniz oy alamazsınız.

Opozisyon eyer oy almak istiyorsa vatandaşa neler yapabileceğini anlatması bir vizyon göstermesi kaҫınılmaz bir kuraldır. Ҫünkü gerҫeği varken sahtesine kimse oy vermez. Siz her bölgede degişik konuşursanız onur ve kişiliğinizi ve seҫmenin itimadını kaybedersiniz. Örnegin M.K.Atatürk’ün kurduğu parti olarak onun prensiplerinden ayrılmış insanlarla seҫime girerseniz, kendi kökünüzü kurutmaya ҫalışırsanız hedefe ulaşamazsınız.Nitekim bu  hata yapıldı.

Inanmış genҫlerle, kadınlarla seҫim kazanabilirsiniz. Seҫim kaybetmek belki önemli değildir, ama kimliğinizi, onurunuzu kaybedersiniz ve bir daha kazanma şansınız olmaz.

 

Cumhurbaşkanı olacak kimsenin mensup olduğu milleti ve onun büyüklüğünü tanıması gerekir. Anayasa’nin  104 cü maddesindeki görevini yerine getirmeyip, bunu AYM (Anayasa mahkemesi) halletsin diyen bir Cumhurbaşkanı olabilir mi?

Hangi eğitimi aldığı bile tam aҫıklanamayan birisiyseniz ve hele milletine bağlılığını da tam ifade edemiyen kimseyseniz, bir siyasi parti mensubu olmanız Cumhurbaşkanı olmak iҫin aranan  niteliklere  yetemez. Onurlu, bilgili, deneyimli milletvekilleri var. Terleyen, koşan insan olmak yetmez, milletin iҫeride ve dışarıda onurunu temsil edebilmek hayati önemlidir.

 

Sorular ve Yanıtlardan özetler: (sorular dinleyiciler tarafindan yazılı olarak sunuldu).

-MIT başkanına zırh sağlıyan, MIT’in yetkilerini  aşırı derecede genişleten yasalar Cumhurbaşkanı tarfından onaylandı. MIT başkanına zırh zaten bir yıldır tanınmıştı, yani sorusturma Başbakanın iznine bağlı kılınmıştı. O halde neden Cumhurbaşkanı bir koruma yeri görüldü? Sebep şu olabilir, başbakan Cumhurbaşkanı olursa kim başbakan olursa olsun MIT müsteşarı korunmaya devam etsin diye. Bu aynı zamanda ben Cumhurbaşkanı adayıyım demektir.

-Cumhurbaşkanı adayı olabilmeniz iҫin 20 milletvekilinin sizi aday göstermesi gerekir. Cumhurbaşkanında aranan vasıflar nelerdir? Anayasada yanıt yazılı. Anayasa 103 maddesi Cumhurbaşkanı yemininde bu istenen vasıfları belirlemiştir. Bir vekil yemin ederken Büyük Türk Milleti huzurunda ve Tarih önünde namus ve şerefi üzerine andiҫer. Bu yemini veren Cumhurbaşkanı ise evvela mensubu olduğu  milleti  ve onun büyüklüğünü bilmesi gerekir. Daha başka: Bütünlüğü üzerine yemin eder, Anayasaya bağlı kalacağına , hukukun bütünlügüne yemin eder. Anayasanin 104 cü maddesinin kendisine yüklediği görev gereği, MIT yasasının  Anayasaya aykırı olduğunu bilmesine rağmen Türkiye büyük Millet Meclisine görüşülmek üzere iade etmesi gerekirken,  Anayasa Mahkemesine „davayi gerekirse sen aҫ“ demek görevini yerine getirmemektir. Ama Anayasaya aykırılıgıni biliyorsa davayi aҫması görevdir. Eğer meclis tekrar kabul ederse ancak o zaman Cumhurbaşkanı da kabul etmek zorundadır.

-Cumhurbaskanı adayı olabilmek iҫin: bitirdiği okul yüksek okul mudur, akademi midir, fakülte midir?, Bunlardan da önemlisi demokrasiyi  iҫselleştirmiş midir, hukukun üstünlüğüne inanıyor mu? Insan temel hak ve özgürlüklerini biliyor mu, o büyük Türk Milletini temsil etme onuruna sahip mi? .Oyların buna göre verilmesi gerekir. Yani eğer söylenen nitelikeri olan bir kişi seҫiyorsanız, ve yeminine de sadık kalıyorsa, böyle kimseler siyasi partilerde var. Milletvekilleri dışında da onurlu, bilgili Anayasal şartlara uyan insanlar var. Yani yanlız koşan terliyen insan olmak yeterli koşul olsaydi onu baska yerlerde de rahatҫa bulabilirler.

-Bir taraf son seҫimde 43,6% oy almişsa 57% yi alacak bir kişi aday gösterilmelidir. Adayın yeminine sadık olması önemlidir, yabanci dil bilmesi ikinci derecede, hatta bilmezsse bu kendisine tercüme sırasında düşünme zamanı avantajı verir. Seҫim iki turda olacaktir. Ilk turda kazanmak iҫin 50% +1 oy almak lazım. Ikinci turda 43,6% oy alan parti karşısında 56% alacak aday bulmak gerekir.

-Milli Merkez kurulu başarılı olamadı.Ҫünkü başında da söylediğim gibi olaya yanlış başladı. Yeni anayasa yapılmasında biz de varız diye başladı. Halbuki TBMM bu vadide yeni bir anayasa yapamazdı. Yeni bir siyasi yarar, yeni bir siyası parti- gövde gösterisi yapti, bu da yanlıştı. Misyonumuz bitti deyip ҫekilmeliydi. Korktuğumuz oldu ve iş kaldı.

-Türkiyeyi hangi kanun düzeltebilir?.sorusuna: „Deveye sormuşlar, boynun neden eyri diye, nerem dogru ki demiş“.Bağımsız bir yargı nasıl ortaya ҫıkar?, Hukuğa kaybolan güveni yeniden kurabilmek uzun yıllar ister.

-Mesleğe alınmak AYM‘ ne göre HSYK  karari ile olacakken bir yasa ile bunu Adalet bakanına verdiler. Böylece mesleğe kabul Adalet bakanı ve genel müdürleri üzerinden yapılır oldu. Yani düzen böyle geldi. Staj mahkemelerde yapılırken Adalet Bakanlığınca düzenlenir oldu. Bu 10-15 yıldır böyle. Öyle oldu ki nasıl önleriz telaşı oluştu iki ortak yani iktidar ve paralel denilen yapı arasında. Önceleri uygulama iktidarın işine geliyordu.Sonra bir bakti ki iktidar,  HSYK da paralel yapı egemen. Ohalde ne ypmak lazım? Bir AY ya aykırı yasa ҫıkarıp iptal edilinceye kadar da kadroyu değiştiririz dediler ve öyle yaptılar.Tabii yargıya böyle bir virus sokarsaniz temizlemesi zordur. Bu virus bütün kurumları etkisi altına alır. Iki taraf mensupları tarafından  ve birbirlerini kandırarak oluşturuldu bu durum. Sonucu nasıl olur? Hep beraber yaşayıp göreceğiz.

-Toplumu aydinlatma görevi Sivil Toplum Kuruluşu görevi olabilir. Tabii bir seҫimi kazanmak iҫin  asıl ağarlığı olan Siyasi Partidir. 12 eylül 1980 de özellikle sol  siyasi partiler susturulmuştu.

-Askerler tutuklanmasaydi ve Askeri darbe olsaydi daha iyi olmaz mıydı?  Hiҫbir ülkede ve hele Türkiyede askeri darbe  bir ҫıkış yolu değildir. 12 martı, 12 eylülü düşünün. Hele 12 eylülün Türkiyeye hiҫbir faydasi olmadı. Bugünlere gelmemizin müsebbibi 12 eylül idaresidir. Halk doğruyu kendi göremezse,yapılacak her darbe yeni bir mağdur yaratır ve despotlar  mağdur gösterilip iktidar yapılır.

-Haşim Kılıҫ metni konuşmacının tasvibini almıştır. Eğer daha önce görevlerini yapıp Danıştay ve Yargıtay başkanları  konuşabilmiş olsalardı, AYM başkanınin konuşmasına gerek kalmazdı. Hukuk kahraman ҫıkarmaz, hukuk kurallarını yerine getirmek görevdir, kahramanlık sayılamaz.

-Siyasi iktidar paralel yapı ile beraber ҫalıştı. HSYK da bu ҫalışma iҫinde siyası iktidarca şekillendirildi.

--Seҫim sistemi iҫin; Dürüst seҫim Anayasaya göre yönetimde istikrar, temsilde adalet varsa olur. Yani bu denge sağlanmışsa dürüst bir seҫim olur. Iktidar son neticeden sonra seҫim sistemini değiştirme telaşına düştü. Iki sistem var, 1-daraltilmış bölge, 2-dar bölge.

Dar bölgede baraj olmaz. Zira 550 milletvekili iҫin 550 tane bölge olacak, dar bölge budur. Aceba hangi sistem iktidara daha ҫok milletvekili ҫıkartır? Aceba dar bölge sistemi yasası ҫıkartırsak ve AYM  o yasayı iptal ederse şimdiye kadarki 10 % barajı da uygulanamaz korkusu var.. O halde nasıl önleriz de AYM ye gitmez diye düşünüyor iktidar. Opozisyon AYM  nezdinde buna itiraz eder mi?  Henüz belirsiz.  Ancak uygulama sisteminin en geҫ seҫimden bir yıl önce yasalaşması anayasal zorunluktur. 1950 de CHP  nisbi (orantılı) sistem yerine avantaj umarak ekseriyet sistemini kabul etmişti. Seҫim neticeleri gösterdi ki, bu tamamen yanlış bir hesaptı.

 -AKP hükümetinin bütün hukuğu ele geҫirme gayretleri bir kapatılma sebebi olabilir mi?      En zor soru bu. Yanıtı Anayasa madde 68 de var.  Siyasi partilerin tüzük ve programları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milleti ile bölünmezliğine ve bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, milletin egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Sanık veya Zümre diktatörlüğünü veya herhangibir diktatörlüğü savunmaya veya yerleştirmeye başlıyamaz ve şuҫ işlenmesini teşvik edemez.“  Cezası da Anayasanin 69 maddesinde yazılıdır. Kapatma davasına konu edilebilir mi?  Yargıyı ele geҫirme, yoketme ve yandaşlaştırma eylemleri?  Burada var.

- Kapatma davasına konu olsa sonuҫ doğurabilir mi? Konuşmacı 2003 de bir kapatma davası aҫar ve ancak yedi yıl sonra AYM  bunu karara bağlar. Bu arada Siyasi partiler yasanın 108 ci maddesini iptal eder. AY 108 ci madde şöyleydi: bir siyasi partinin kurulları parti feshine karar vermiş olsa dahi aҫılmış olan kapatma davası devam eder. Yani o parti yöneticileri hakkında bir cezai yaptırım mümkündür. Anayasa  69 madde hükmü uygulanırsa kapatılan parti başka isim altında da kurulamaz. Ve konuşmacı partinin kapatılmasını da talep etmişti. Fakat AYM  7 ye 4 oyla kapatmayı kabul etmeyip, cezai yaptırım olmadığını bildirmiş.

Şimdi yapılan değişikliklerlerden sonra yargıtay başsavcısı kapatma davası aҫsa o partinin siyasi kurullarıi toplanıp siyasi partinin kapatılmasına karar verir ve dava düşer. Ertesi gün aynı kişiler bu partiyi yeniden kurabilir.Yani kapatma davasından sonuҫ alınmaması iҫin gerekli önlem alınmıştır. Dava aҫmak abesle iştigal sayılır.

Hem ülkenin bütünlüğü, hem de Cumhuriyetin nitelikleri itibarıyla tahammül edilemiyecek, kabul edilemiyecek ilkeler vardır. Laik Cumhuriyetin bölünmesine yahut laik Cumhuriyetin bir rejim değişikliğine götürülmesini iҫin ҫalışan partilerin himaye görmelerini kabul etmek mümkün değildir. Zaten Birleşmiş Milletler Sözleşmesi insan hakları bölümünde ve Avrupa Birligi sözleşmesinde de vardır bu, yani rejimin kendini koruma mekanizması vardır ve adı „Mücadeleci Demokrasi“ dir. Eğer bu egemen değilse o zaman işte şimdi görmekte olduğunuz manzara ile karşılaşırsınız.

-Bilgi ulaşmasında yarar var, dışarıda sorulan „Şimdi demokrasi dersi veriyorsunuz, Uğur Mumcu öldürüldüğünde siz neredeydiniz? sorusuna yanıt: „O tarihte ben 5 ci Yargıtay Daire’sinde üyeydim, Cumhuriyet Başsavcısı da olmuş olsaydım veya önceki görevimde yani Yargıtay 11 ci dairesi Başkanı olarak da  böyle bir cinayet olayina el koyma yetkim yoktu. Onun iҫin birşey yapamazdım. Bu yerel savcıların yapacağı bir soruşturma idi.“

-Bugün en büyük görev Yargıtay Başsavcısı olan arkadaşın sırtındadır. Bu tarihi,hukuki,ve insani bir görevdir. Ҫünkü yanlış bir balyoz davası adil yargılanma hakkına aykırıdır. O itibarla bunu yapma gücü olan ve fakat bunu yerine getirmiyen savcı varsa gelecekte tarihe sorumlu kalacaktır. Onun iҫin bu onanmış davayı herhangibir süreye de bağlı kalmadan Yargıtay Ceza genel Kuruluna  götürmek zorundadır, götürecektir ve orada en az 31 kişinin oluşturacağı Ceza Genel Kurulu balyoz davasını yeniden ele alacaktır. Bunu yapmamak tarihi bir sorumluluğu onun üzerinde bırakmaktadır.Tabi bu sorumluluk ayni zamanda ilgili ceza dairesinin başkan ve üyelerinin de sırtında kalıyor. Zira bu dava adil yargılama haklarına tamamen aykırı bir olaydır. Bu görev yerine getirilmiyorsa sorumluluğu hem tarih hem de millet önünde net bir şekilde aҫığa ҫıkacaktır.

-Cumhurbaşkanlıği seҫimi oylarının burada, yani oyların verildiği dış ülkede sayılıp öyle gönderilmesi iҫin ne yapılabilir?  Bu konuda YSK (Yüksek Seҫim Kurulu) karar verecektir, doğrusu: sayımın oyların verildiği ülkede yapılmasıdır.Aҫık oy gizli tasnif yapılırsa değeri yoktur. Bu,  ülkede şaibe yaratılmaması iҫin de gerekli.

-55 milletvekili oy verirse Yüce Divan yolu aҫılabilir dediniz doğru mu? Anayasa 100 cü maddesi aҫıktır, iҫ tüzğün 107 ci maddesi de aҫıktır. Bu  soruşturma 55 milletvekilinin vereceğı önerge ile başlar. Fezleke arapҫa kelime, „soruşturma özeti“ demektir, onun iҫin Meclis soruşturmasında fezleke olmaz.

-Bir olay, Adalet bakanı Izmir Başsavcısına telefon eder ve „bir soruşturmanın savcısını al başka birini yerleştir“ der.Yani iҫeriğinden belli olan bir talimat verir. Bu suҫtur, o başsavcı da bir tutanak düzenler,bana telefon etti, böyle böyle dedi der. Bakan der ki „ben öyle demedim“. Bu olay 55 imza ile  BMM’ne getirilirse tartışilir, millet de bilgi sahibi olmuş olur. Teşebbüs etmediler, fezleke yazmaya kalktilar, sanki mecliste okunurmuş gibi. Siyasi iktidar daha kurnaz davrandı ve soruşturma önergesini siyasi iktidar verdi. Diğerlerine seyretmek kaldı. Tartışma Pazartesi yapılınca, o gün direk yayın yoktur, takip etmek bile mümkün olamaz.

-Gauck geldi AYM  başkanı söylediklerine benzer kritik yaptı.  Yanıt: „ataist Alevi’leri dinleyip geliyor“ şeklinde oldu. Sanki ataist Sünni olmazmış gibi.  Böyle söylemek ayrımcılıktır, Cumhuriyetin sarsılmaz savunucusu olagelmiş Alevilere de hakarettir. Alevi vatandaşlarımız birҫoklarımızdan fazla Cumhuriyete sahip ҫıkan vatandaşlarımızdır. Bu ayrımcılık bu muhterem siyasi iktidarın başkanın milletvekili seҫilememesinin sebebiydi. Ayrımcılık Anayasanın 76  maddesine göre suҫtur.  AY-76 maddesi belirli biҫimde ayrımcılık yapan yani irk, din, cins itibarıyla halkı birbirine karşı kin ve düşmanlığa  sevkedebilecek kişilerin milletvekili seҫilemiyeceği hükmünü taşır. Onun bundan dolayı mahkumiyeti vardı. O halde bunu diyen seҫilmemeliydi. Türkiye bir Anayasa devletiydi. O Anayasa seҫim sonunda değiştirildi, aynı düşünce hala devam ediyor, bu Türkiye’nin en büyük sıkıntısı bu ayrımcılığa prim veren ve bundan oy bekliyen zihniyettir.

-Türkiye polis devleti Suriye’ye dönüşür mü?  Türkiye kuruluşta anayasal bir devlettir. Anayasası kuvvetler ayrılığı ilkesine ve insan temel hak ve özgürlüklerine saygılı hükümleri taşıyan, ҫağdaş ve uygar bir anayasası olan ve bu Anayasası devamlı uygulanabilen devlet adı Anayasal yani Hukuk devletidir.  Eğer devlet sadece yasalarla götürülüyorsa o kanun devletidir ve kanunlar bile uygulanmiyorsa, polis savcı ve hakimlerin kararlarına bile uymuyorsa o devletin adı polis devletidir. Türkiye önce koşullar devleti yapıldı, 17 aralıktan itibaren polis devletine ҫevrildi. Suriye’ye dönüşmeye gerek kalmadı.

-Alevi baskısı ҫoğalır mı, cumhuriyet yerini şeriata bırakır mı?  Alevilere baskı vardır daha ne artsın?  Türkiyede hiҫbir güҫ M.K.Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyeti herhangibir şekilde şeriat düzenine ҫevirme gücüne, adı ne olursa olsun o siyasi iktidarın, sahip değildir. Alevi vatandaşlarımız laik Cumhuriyetin idamesini de sağlıyan büyük bir güҫtür.

 - Suҫlar örtülür mü? Geҫici bir süre iҫin örtülebilir.17 aralıktan beri yapılan budur. Siyasi iktidar değişirse hesabı sorulur. Sıfırladın mi diye soracaksın, bunu doğrulıyacaksın, sonra diyeceksin ki bizi dinlediler, Yönetici olup mağdur olduğunu iddia eden bir yönetim benzeri herhalde yakın tarihte görülmemiştir. Ҫünkü her yönetici yönetiminden sorumludur. Deniz Feneri davasında sanıklar serbest bırakıldı, savcılar mahkemeye verildi, beraat ettiler. Takipsizlik kararı olayı bitirmez, sadece bitmiyen birşeyi ortaya koyar, hesabı sorulacaktır.

 -Balyoz, Ergenekon gibi davalardaki kararlar hukuki karara mı siyasi karara mı bağlanmıştır? Balyoz, Ergenekon adı yargılamaya aykırıdır. Herşeyden önce eğer bir mahkeme bir yerleşim bölgesinden 80 km. uzakta bir yerde kurulmuşsa, bu adil yargılamaya aykırıdır.Ҫünkü mahkemeler aleni olmalıdır. Bukadarla da kalinmamış, savunan avukatlarin en az 16 duruşmaya girmeleri önlenmiştir, deliller digital veri olarak kabul edilmiş, gizli tanık diye bölücü bir örgütün iki numarali lideri Genel Kurmay Başkanı aleyhine gizli tanık olarak dinletilmiştir. Siyasi iktidar daha vicdani, daha hukuki mahkeme kuruyoruz diyerek bir mahkeme kurmuş  ve mahkemeye „elindeki davayı bitir“ de demişse adil yargılama yok edilmiş demektir. Ve sonra kötülediğin bir mahkemeye sen karar vereceksin demek kabul edilebilir değildir.

-Eğer Deniz Kuvvetlerinin 46 Amiralinin 26 sı, 237 subayın büyük kısmı denizci olarak seҫilmişse ve darbe teşebbüsü iddiası ile mahkum ediliyorsa, ama o icrai hareketinin irade dışında sona erdirilmesi halinde, yani tesebbüsün yarıda bırakıldığını gösteren bir kanıt da gösterilmemişse, böyle bir olay nasıl olur dendiğinde suҫ teşkil etmiyen hazırlık hareketleri suҫ diye gösterilerek mahkumiyet kararı verilmişse, veyahut özellikle „teşebbüs edilse dahi teşebbüs edenler kendi iradeleri ile bundan vazgeҫmişlerse ceza verilemez“ hükmünün yasada bulunmasına rağmen cezalar verilmişse, bana soruyorsanız bu adil değildir.

Hele iktidar “kumpas kuruldu“ diye ikrar ettiyse ve buna rağmen adaletin tesisi iҫin hiҫbir şey yapmıyorsa, bu yapılabilecek en büyük kötülüktür.Bu insani ve tarihi sorumluluk başsavcının olduğu kadar siyasi iktidarındır da. Betonlar iҫine haksız gömülmüş insanların ve onlarla birlikte mahvedilmiş ailelerin beddualerı bu söylediğim kişileri mutlaka ve mutlaka cezalandıracaktır.

-Avrupa ve diğer dış kurumlar müdahale edebilir mi? Güҫlü bir devletseniz hicbir hakları yoktur. Eğer uluslararası terore destek verirseniz, müdahale edecek güҫ vardır.

-Nefret duygularıyla vatandaşının öldürülmesini teşvik eden vatandaşın Türkiye’de yargılanması mümkün görünmüyor, Böyle bir davanın Avrupa mahkemesine getirilmesi  olanaklı mıdır?                                                                                                                               Olanakli değildir. 276 yı bulduğunuz anda konuşmaya başlarsınız. Yüce Divan’da istediğiniz gibi sorabilirsiniz. Bunun iҫin size düşen elinizi taşin altına koymak, yani görev ve sorumluluk almaktan geҫer.

-Bir devlet iҫinde paralel devlet olur mu?   Sana hizmet verirse oluyor. Yargıda ve kurumlardaki kadrolaşmalardan siyasi iktidar sorumludur.Paralel devleti kurma imkanını veren kendine hizmet etigini sanan siyasi iktidardır. Örneğin „bir kıral başbakanın yanında birini öldürür ve sorumlu başbakandır“ derse bu olanlar da ona benzer.

Bizim yapacağımız: laik ve demokratik Cumhuriyete, hukukun üstünlüğüne inanan devletin bölünmesine, ayrışmasına yol aҫan Türkiye’deki birliği, dirliği, düzeni ve güveni ortadan kaldıran böyle bir siyasi iktidarı parleliyle birlikte aynı taraf olarak  görmektir.

-Hem yiyorlar hem ҫalışıyorlar imajına ne dersiniz?   Nerede nasıl ҫalışıyorlar diye işaret edip birakalım da siyasi partiler söylesinler.

-Muhalefet toptan istfa etse ne olur?   Gördük, önce meclise gelmiyenler sonra gelp yemin ettiler. Verdigi sözü tutarak „ ben dışarıda muhalefet yapacağım“ diyebilselerdi halktan destek görürlerdi„Yemin etmeyiz“ diyip sonra yemin edersen halk seni yanlız bırakır. Siyasi partilerde demokrasi olmazsa demokrasi kuramazsınız.

- Hiҫbir AB ülkkesinde, yani Avrupa insan hakları mahkemesinin kararlarına uyan ülkelerde 10% seҫim barajı yok. Türkiyede oluşu antidemokratiktir. Siz siyasi partilerde demokrasiyi sağlıyamazsanız, ülkede de demokrasi kuramazsınız. Şimdiye kadar hiҫbir iktidar, koalisyon hükümetleri de dahil bu sistemden rahatsız olmuş görünmedi.

Muhalefet partileri üzerinde fikir sorusuna verilebilecek yanıt: (Konuşma sınırını aşmamak iҫin) söylenebilecek önemli bir konu, kritik yaparken iktidarı eleştirmek dururken birbirlerini eleştirmenin doğru olmayışı. 

-Atatürkҫü‘yüm demekle öyle olunmuyor. Önce Atatürk’ü ҫok iyi anlamış olmak gerekir. O’nun ilkelerini bilmek o günlerin koşullarını bilerek, yapılanları değerlendirmek lazım. Zaten bu ҫok ihmal edildi. Atatürk ilkelerini halka anlatmak iҫin  ADD lere büyük görev düşmektedir.

-Yüksek Seҫim Kurulu ne derecede bağımsızdır? Güvenilir mi?.   YSK  Danıştay ve Yargıtay üyelerinden seҫilir. Kağıt üzerinde bağımsızdır.Yargıya güven kayboldu derken YSK bunun dışında mi kalir? Bu ayrı birşey.  12 eylül 2010 da bağımsız yargı bitti. Bir yasa ile Yargıtay‘a 160, Danıştay’a 50  üye getirildi. Sonra siyasi iktidar farketti ki bu üyelerin hepsi kendile-rinden değildir. 30 yıl önce seҫilen 10 kişi idi 160 değil! Konuşmacı 1984 de o 10 kişi iҫinde idi.

- Umutsuzluğa düşmemek gerekir. Ankarada yerel seҫimleri kaybeden aday AYM  nezdinde YSK üzerinde  şikayette bulundu, ama 1-AYM, YSK nu mahkeme olarak kabul etmiyor. 2- AB mahkemesi yerel seҫimlerde yapılan hukuksuzluklara karışmıyor. Genel seҫime ait bir şikayet karşısında inceleyip karar verebiliyor.Bizim AYM ilgili bölümü 5 kişi. 17 kişi gelip bütünüyle karar vermiyor. Onu da sayın başkan seҫiyor. Balyoz davasında karar 6 ayı geҫti ҫıkamadı, burada karar hemen ҫıktı. Dava kabul edilmedi.

-Ekonomik gelişme üzerinde fikirler?   Konuşmacı ekonomi uzmanı değilim diyor başka aҫıdan değerlendirme yapıyor. Ileri demokrasi nasıl göz boyama ise, sosyal adaleti bir tarafa bırakırsanız, yani sosyal hukuk devleti nerede demezseniz, paralar akıyor, milyarderlerin sayısı arttı,  para havuzları, vakıflar (örneğin bir tanesine 99.999.990,- $ bağiş geliyor) gibi yerlerde ilerleme mevcut, yani ilerliyoruz.

 -Küresel ҫete hukuk teroru deniyor ne dersiniz?  Deyim muğlak, önümüzdeki senaryolara bakınca dış güҫ etkisi olduğu, özellikle deniz kuvvetleri mensuplarına yapılanlar bu düşünceyi destekler kapsamlı.

-CHP sosyal demokrat sayılabilir mi ve ne derecede Atatürk ilkelerine bağlı?  CHP kendisine sosyal demokrat diyor. Sol parti olmadı, sağdan oy almak başka, sağa aҫılmak başka. Atatürk’e ihanet önce laik, devrimci, halkҫı, ilkeleri unutursa olur. CHP  11 milyon seҫmenin oyunu almış, kurtuluş umudu sayılan en güҫlü siyasi kuruluştur. Onu kınamaktan  ҫok olması gereken yere getirmeye ҫalışmak herhalde yapılması en doğru şey olur.

-Ermenilere  soykırımı iddialarına karşı Doğu Perinҫek mücadelesi ve Avrupa mahkemesi önündeki başarısı iҫin alnından öpülmelidir. Bu, taziye vermekle, dilemekle sağlanacak bir olay değildir. Hiҫ kimse adı ne olursa olsun Türk milletinin soy kırımı  yaptığını iddia edemez. „Asıl büyük soy kırımı Rumelideki Türklere yapılmıştır, bunu bir Rumelili olarak ҫok iyi biliyorum“ Asıl soy kırımının üzerinde işlendiği ülke biziz. Amaҫ başsağlığı dilemekse, sen önce kendi evlatlarının ölümünden dolayı onların ҫocuklarına torunlarına başsağlığı dile. Verilen karar 7  kişilik bir gurup iҫinde oluştu. Bu karar sonra 17  kişilik bir gurupta tekrar karara bağlanacaktır. Ola ki o gurup iҫinde verilecek karar aksi karar olabilir,  üzülüp şaşırmamalıyız.

 

Konferansla ilgili derleme:

 Mak.Y.Müh. Ural Kabartaş/ 04.05.2014

 

 

Kısaltmalar:  AYM: Anayasa mahkemesi,  AY: Anayasa,  HSYK: Hakimler,Savcılar yüksek kurulu, YSK: Yüksek seҫim kurulu

 

 

 

 

 

 

 

 

Joomla templates by a4joomla