arih ve şehir: 08.02.2009 Le Meridien  Parkhotel,  Frankfurt/M

(Dinleyici katılımı. 100 den fazla)

 

Konferans Konusu: Islamin Türkiye aleyhinde kullanilması

 

1- Program Sunusu, Konuşmacının özgeçmişi: Dr. Serpil Şen  HE-ADD Yönetim Kurulu

2- ADD-Adına Konuşma: Y.Müh. Mahmut Telli HE-ADD Ffm Başkanı

3- Konuşmacı: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

 

1.1-Konuşma şeitlerimiz, ve M.K.Atatürk adina yapılan saygı duruşu ile açıldı.

 

2-ADD-Adına Konuşma: Y.Müh. Mahmut Telli HE-ADD Ffm Başkanı

Prof. Dr. Sayın Yaşar Nuri Öztürk,  Değerli Dernek Başkanları, değerli medya mensupları, değerli Atatürkçüler ve sevgili gençler, hepinizi saygı ile selamlıyorum.  Bugünkü konuğumuz Prof. Dr. Sayın Yaşar Nuri Öztürk. Konumuz da İslamın Türkiye aleyhinde kullanılması.

Hocamız konuşmasına başlamadan önce ben size yeni yönetim kurulumuzu tanıtmak istiyorum.  Geçtiğimiz Pazar günü 7 inci olağan genel kurulumuzu Frankfurt Türkevinde 41 üyenin katılımıyla yaptık.  Aidatlarını aksatmadan ödeyen 200 kişilik üye grubumuzdan 41 kişinin kongreye katılması önemli bir gelişmeydi.  Hatta bazı derneklerin 15-20 kişi ile kongre yaptığını düşünecek olursak üyelerimizin derneğimizle ne kadar ilgili oldukları ortaya çıkar. Ben burada kongreye katılan bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Yönetim ve denetim kurullarının raporları okunduktan sonra eski  yönetim kurulu oy birliği ile aklandı.  Başarılı çalışmalarından dolayı yapılan şükran konuşmalarının ardından seçimlere geçildi. ve önümüzdeki iki yıl için yeni yönetim, denetim ve onur kurullarımız belirlendi.

7 kişilik yönetim kurulunda çalışmak için 15 üye aday oldu.  Bu da çok güzel bir gelişmeydi.  Üyelerimizin yönetimde görev almak istemeleri onların derneğimizle ne kadar ilgili olduklarının bir göstergesiydi. Daha sonra yönetim kurulumuz kendi arasında yaptığı toplantıda görev bölümü yaptı. Buna göre beni yine başkanlığa layık gördüler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Başkan yardımcımız hepinizin yakından tanıdığı Yüksek Mühendis sayın Gültekin Türeli oldu.  Gültekin Türeli bugün 65inci yaş gününü Berlin’de oğluyla ve torunlaryla birlikte kutluyor.  O nedenle aramızda yok.

Genel Sekreterimiz de değişmedi.  Doç Dr. Metallurji Yüksek Mühendisi, değerli arkadaşım sayın Alpaydın Saatci yine genel sekreterimiz.

Eski saymanımız sayın Sevil Ayberk kendisinin yeni çalışma programından dolayı kongreye katılamadı.  Ama her zaman bizimle beraber olacağını defalarca belirtti.  Kendisine bugüne kadarki özverili çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

Yeni saymanımız genç ve enerji dolu Avukat Mehmet Aydoğdu. Mehmet Aydoğdu’ya çalışmalarında başarılar diliyorum.

Geçen dönem yönetim kurulu üyelerimizden web sayfamızı kuran, yöneten ve yenileyen, internet vasıtasıyla sesimizi bütün dünyaya duyuran Sayın Hüseyin Yalçın işlerinin çokluğundan dolayı bu dönem görev alamayacağını, ama web sayfamızı yönetmeye devam edebileceğini bize belirtti. Şimdi yönetimde değil ama yine özverili çalışmalarıyla aramızda.  Kendisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve iş hayatında başarılar diliyorum. 

Yine önceki yönetim kurulu üyelerimizden Sayın Nilgün von Wallenberg ailevi nedenlerden dolayı  uzunca bir müddet   Türkiye’de bulunuyordu. Sayın Engin Aksur da kongre günü İstanbul’da olduğundan her iki değerli yönetim kurulu üyemiz seçimlere iştirak edemediler.  Kendilerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli, Yönetim kurulu üyemiz Feridun Bek bir yılı aşkın bir süreden beri Amerika’da. Dolayısıyla o değerli üyemizi Amerika’daki derneklere kaptırmış olduk. Çok büyük bir özveriyle derneğimizde çalışan Feridun Bek’e bu çalışmalarından dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. 

Feridun Bek’in Amerika’ya gidişinden sonra onun görevini üstlenen ve büyük bir başarıyla yerine getiren sayın Emine Çordoş’a da huzurlarınızda teşekkür ediyorum.  Emine Çordoş seçimlere katıldı ama adayların çokluğundan yönetim kuruluna seçilemedi.  Biz onun kalbinin ADD ile birlikte attığını iyi biliyoruz.  O bizimle biz de onunla daima beraberiz.

Yeni yönetim kurulu üyelerimizden ikinci genç üyemiz Tıp Doktoru sayın Serpil Şen.  Dr. Serpil Şen kültür, sanat, eğitim ve halkla ilişkiler  konularında derneğimizi temsil edecektir. Kendisine yapacağı bu çalışmalardan dolayı şimdiden başarılar diliyorum

Yönetim kurulumuzun  ikinci üyesi de, üçüncü genç olan  sayın Barış Aksu.  Bankacı olan Barış Aksu gençlik kolu faaliyetlerinden sorumlu olarak çalışacaktır.  Ayrıca sayman yardımcılığı görevini de yürütecektir.  Kendisine şimdiden başarılar diliyorum.

Üçüncü yönetim kurulu üyemiz işletmeci sayın Selman Tengüz de halkla ilişkiler konusunda çalışmalar yapacaktır.  Selman Tengüz’e de yapacağı bu çalışmalarda başarılar diliyorum.

Yönetim kurulu yedek üyelerimiz de pırıl pırıl gençlerden oluşuyor.  İşte toplantılarımızda sık sık gördüğünüz web camera yöneticimiz Frankfurt Göthe Üniversitesi siyasal bilimler doktora öğrencisi sayın Rasim Işık.  Yine Frankfurt Göthe Üniversitesi işletme bölümü mezunu sayın Murat Çavuş. Hepinizin yakından tanıdığı öğretmen sayın Ali Mercan. Arkadaşlarımıza yapacakları çalışmalarda başarılar diliyorum.

Yeni görev alan arkadaslarimiza yapacaklari çalişmalarda basarilar dilerim. 

Yönetim kuruluna aday olup ta kazanamayan üyelerimiz aslında hiç bir şey kaybetmedi.  Onlar bizim başarılarımıza katkı  sağlamak için aday oldular.  Bizim onlara her zaman ihtiyacımız olacak ve eminim onlar da her zaman ihtiyaçlarımıza cevap verebilmek için ellerinden gelenleri yapacaklardır.  Kongre günü bir olayı anlatmıştım.  Şimdi size de anlatayım.

Seattle olimpiyatlarında 9 engelli sporcu 100 metre yarışına çıkyorlar.  Start veriliyor ve yarış başlıyor.  Bir müddet sonra yarışmacılardan bir tanesi yere düşüyor ve ağlamaya başlıyor.  Diğer yarışçılar yarışı bırakıp geri dönüyorlar.  Düşen yarışçıyı kucaklıyorlar, ona sarılıyorlar ve düşen yarışçıya ’kendini şimdi daha iyi hissediyor musun’ diye soruyorlar.  Sonra dokuzu birden el ele vererek yarışı beraber bitiriyorlar. Dokuzu da birinci oluyor. İkinci, üçüncü sonuncu yok.  Bu yarış Amerikada sık sık konuşuluyor.  O nedenle ben aday olan herkesin kazandığını düşünüyorum.  Kazanmak başkalarının kazanmasına da yardımcı olmaktır diyorum.  Bir mum başka mumları yakmakla kendinden hiç bir şey kaybetmez bilakis aydınlanmanın artmasına neden olur ve de çok iyi olur.  Unutmayalım, birlik ve beraberlikle her şeyi daha iyi yapabiliriz..

Yeni denetleme Kurulu üyelerimiz, sayın Ayhan Alponat, sayın Ural Kabartaş, sayın Mehmet İlkserim ve sayın Mustafa Şen’den oluşuyor. Yeni onur kurulumuz da Sayın Hayrettin Yurtöven, sayın Ümit Yaşar, sayınYüksel Akpınar ve sayın Mübeccel Akşit’ten oluşuyor.  Yeni denetim ve onur kurullarında çalışacak olan arkadaşlarımıza başarılar dilerken eski denetim ve onur kurulu üyelerimize de teşekkür ediyorum.

Değerli konuklar, Bugünkü konumuz İslamın Türkiye aleyhinde kullanılmasıdır.

Türkiye’miz büyük ve güçlü bir ülkedir. Genç Cumhuriyetimizi sonsuza dek yaşatmak en büyük görevimizdir. Böyle büyük ve güçlü bir ülkeyi bölmek ve parçalamak isteyen iç ve dış düşmanların ne kadar çok olacağını söylememe gerek yok. Atatürk’ün gençliğe hitabesinde söylediği gibi, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Evet dahili ve harici bedhah, yani kötülük isteyen, açıkçası düşmanlar, her zaman vardı, şimdi de var, gelecekte de olacaktır.

Atatürk gençliğe hitabesinde buna dikkat etmemizi istiyor ve birinci görevimizin Türk istiklal ve Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmek olduğunu belirtiyor. Ve muhtaç olduğumuz gücün de damalarımız-daki asil kanda mevcut olduğuna işaret ediyor. Bu çok önemli görevimizi unutmamamız gerekir.

Cumhuriyet kurulduğundan beri iç ve dış düşmalar bizi bölmek ve parçalamak için devamlı şekilde milletimizi aldatarak kardeş kavgası çıkartmaya çalışıyorlar.  Ben bunlara yaşadığım müddetle şahit oldum ve hala hepimiz şahit olmaktayız.. Bu aldatmalar, siyasal olur, sosyal olur, ekonomik olur, dinsel olur hatta küresel boyutlara bile ulaşır. Ama maksat hep ayni.  Bölmek, parçalamak ve yönetmek...

Bu bölmenin en kolay yolu da dinsel olanıdır yani Allah ile aldatmaktır.  İçeride Cumhuriyet ve Atatürk düşmaları ve politikacılar, halkımızı Allah ile aldatarak bölerken ve seçimler kazanırlarken dışarıda da Türkiye düşmaları küresel emperyalizm tezgahları kurarak, Türkiye Cumhuriyetini parçalamak istiyorlar.  Vatikan dinler arası diyalog tezgahı kurarken, Amerika ılımlı İslam tezgahı kuruyor.  Bir tarafta Hristiyan emperyalist tezgahın halifecilik ve Osmanlıcılık oyunu, ve İstanbul’u Bizanslaştırma oyunu. Karşılarında da hepsinin korkulu rüyası Türk Silahlı Kuvvetleri.  Bugünlerde Türk Silahlı Kuvvetleri de halkın gözünden düşürülmeye çalışılıyor.

Her zaman olduğu gibi Türkiye zor dönemlerden geçiyor.  Sevgili hocamız Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bize bugün, İslamın Türkiye aleyhinde kullanılması için oynanan oyunları anlatacak ve Allah ile aldatmada, aldatılan halkımızın da sorumlulukları üzerinde duracaktır.  Sözlerimi burada bitirirken beni dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.

1.2 Konuşmacının özgeçmişi: Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk, Bayburtlu bir anne ile Trabzonlu bir babanın çocuğu olarak Trabzon'un Sürmene ilçesinde 1951 yılında doğdu. İlk eğitimini babasından Kur'an okuyarak aldı ve 9 yaşında hafız oldu. On yıllık klasik medrese eğitiminden sonra hukuk ve ilahiyat tahsilini tamamladı. 12 yıl imamlık ve vaizlik yaptıktan sonra, üniversiteye tekrar dönerek 1980 yılında "İslam Felsefesi" konulu doktorasını tamamladı ve 1986 yılında aynı dalda doçent oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa ve Afrika ülkeleri, ABD, Güney Kore ve Japonya'da kendi alanı ile ilgili akademik araştırmalar yapan Öztürk, ayrıca Fransa'da Grenoble Üniversitesi'nde çalıştı. New York'ta "İslam Düşüncesi ve Çağdaş Sufi Düşünce" dersleri okuttu. Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca dillerinde çeşitli çalışmaları bulunan Yaşar Nuri Öztürk, 1978 ve 1982'de "Türkiye Milli Kültür Vakfı" ödülünü kazandı.

Yurtdışında ve yurtiçinde pek çok yerde İslam zihniyeti, insan ve insan hakları konularında konferanslar verdi. Türkiye'de Kur'an'a dönüş hareketinin öncüsü olan ve Time Dergisinin gerçekleştirdiği "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına giren Yaşar Nuri Öztürk aynı zamanda da, Türk üniversitelerinde öğretim üyesi ve dekan olarak 26 yıl görevde bulundu.ABD- New York’ta (The Theological Seminary of Barrytown) bir yıl misafir profesör olarak “İslam Düşüncesi” dersleri okuttu. Aynı süre içinde, The World Scripture’ın İslam bölümünün hazırlanışında görev aldı. Büyük çoğunluğu İslâmiyet hakkında elliye yakın kitabı vardır. Özellikle onun "Kur'an'daki İslâm" adlı ansiklopedi vasfındaki kitabı, Yaşar Nuri Öztürk tarafından çoğu konferansında telkin edilmektedir.

“Kur’an’ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevrisi”ni yapan bilim adamı olarak da anılır. 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yapan bu çeviri, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin En Çok Baskı Yapan Kitabı” sayılmaktadır.(günümüze kadar 200 üzerinde baskı yapılmış olduğunu konuşmacı açikladı).

Yaşar Nuri Öztürk, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden İstanbul milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. CHP'den istifasının ardından 16 Şubat 2005 tarihinde Halkın Yükselişi Partisi'ni kurdu. Halen, HYP genel başkanlık görevini sürdürmektedir.(Kaynak:Wikipedia)

3- Konferans konusu: Allah ile aldatmak

Konuşmacı: Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

Türkiye Cumhuriyetinin Kurulmasi öncesinde Batılı devletlerin ve Komşumuz Rusya’nin el

Birliği ile uğraştıkları ‘Parçalama ve Bölme” planlarının gerçekleşmesi yer alır. Osmanlı Padişahı Abdülhamit 33 yılı bulan hükümranlığı süresinde 15 milyon km² lik Imparatorluğun parçalanmasını geciktirmeye uğraştı. Sonunda parçalanan ülkeden 18 yeni devlet oluştu. Bu gelişmelerde başı çeken Avrupa,  en büyük ihanet gösterenler ise Araplar’dır. Onların (Arap’ların) yaptıkları tam anlamıyla hainliktir.

Kuran’ı Kerim’de “ hainlere yardakçı olmayın”  yazılıdır. Avrupalı planlarını Türkiye aleyhine uygularken “Müslümanlığı Şark meselesi”adı altında kullandı.

Konuşmacı burada konu ile ilgili bir “Papaz-Molla Işbirliği” adlı kitabını yakında okuyucularına sunacağını açıkladı.

 

Konu yukarıdaki ismiyle bugün de çok aktüeldir. Islam, Müslümanlar aleyhine kullanılmaktadır. 11 eylül 2001 olayının babası aslında Samuel P.Huntington’dur. Zira

Onun kuramında batı uygarlığı için yeni bir düşman yaratma gayreti vardır ve ana kaynağı Ingiliz tarihçisi Arnold J. Toynbee nin uygarlıklar için öngördüğü Challenge and Response (Meydan okuma ve Karşı koyma) tezidir.

Toynbee Ideolojiler çökünce dinler ortaya çıkacak ikazını yaptı. Kendisi büyük bir Türk ve Islam düşmanıydı. Onun ikazları ve kılavuzluğu Batıya Islamı Islam’a vurdurmak stratejisini hazırlattı. Bu stratejınin içinde Islamı kötü göstermek, Islam ülkelerin uygarlaşmasını engellemek de yer alır. Islamın en büyük düşmanı Ingiliz’lerdir, devamlı Islam’i Islam’a kırdırmışlardır..

M.K.Atatürk bunu çok önceden sezmiştir. Bir söylevinde “biz ufukların ötesini görmek zorundayız” da demiştir. Hangi ufuk? Şimdikiler yakınlarını bile göremez haldedirler.

 

M.K.Atatürk adı geçen stratejiye en güçlü. direnci başarıyla koydu. O’nun 1918 den 1938 e kadar geçen sürede 30’a yakın yerde milli vicdanlara verdiği mesajlar var. 

Ne yazık ki “O’nu unutturmak istiyen salaklar” O’nu halkından gizlemediği rakısı ile bile kötülemeye çalışırlar.

 

Kurtuluş savaşı iki aşamalıdır.a)Vatanı işgalden kurtarıp bağımsız bir devlet kurma savaşı  b)Aydınlanma savaşı.

 

Türk Ulusunu zafere ulaştıran anlayıştan bugün ne kaldı? Hangi hatayı yaptık da bugün gene eskiye yakın durumlara geliyoruz.?

 

M.K.Atatürk süresinde 18 bütçe imzalandı. Bütçelerin izlenmesi yapılsa görülebilir ki, daha 30 lu yıllarda açık vermiyen bütçelerdi onlar.Osmanlı Imparatorluğunun borçları dahi ödenmişti.

 

Türkiye Cumhuriyetinin Uluslar Topluluğuna (Cemiyeti akvam) katılmak için kurula başvuru önerisinde bulunması talebi karşısında, ulusunun onurunu daima yüksek tutan  M.K.Atatürk şöyle demişti: “Başvurmayı düşünmüyoruz, fakat davet ederlerse katılırız.” Topluluk başvuru yasasından ayrılarak ve 43 üyenin oy birliğiyle Türkiye’nin topluluğa davet edilmesine karar vermiştir. Yıl 1932 idi. Bu gerçeği bugün ödünler vererek AB kapılarında Ulusumuzu alçaltanlarla .karşılaştırmalıyız.

 

Islam neden aleyhimize kullanılıyor? Biliyorlar ki aksi halde bizi yenemezler

 

Islam nedir sorusuna yanıt nedir? Birçok şeyler söylenebilir, en öz yanıt:  “Islam zulümle mücadeledir”  Bu deyimle Kur’an’ı Kerim olmazsa olmaz bir ilke veriyor.

 

Bir tek düşman vardır,  bu  “zulüm” dür. Bu söyleyiş bir Ayettir. Kur’an kursunda bu öğretilir mi?  Beslediğimiz! birçok dinci Namaz surelerini Arapça telaffuzlarıyla öğretmeye önem verirler.İçinde ne dendiğini anlatmazlar.

Halbuki Kur’an’i Kerim  “beni anlamadan okuyana lanet olsun” diyor.  Namaza riya bulaştıranlar lanetlenecek kimsedirler (deniz feneri namazı! gibi), Tanrı birçok günahları affeder, ancak riyayı, kamunun hakkını talan edenleri affetmez.Böyleleri dini inkar etmiş sayılırlar.Kamu haklarını ulaştırması gereken yerlere ulaştırmıyan, veya ulaşmasını engelleyenler de aynı şekilde suçludurlar.

 

Sualler ve yanıtlardan birkaç söz:

 

1-Laiklik dinsizlik değildir, laiklik inanç özgürlüğüne engel de degildir, onun güvencesidir.

“Ya laik ya müslüman olacaksın” demek, laikliğin anlamını kavramamşlıktır, Sayın Konuşmacı kendisinin hem laik bir Atatürk çocuğu hem Müslüman olduğunu ve bunda birbirine bir aykırılık bulmadığını,hatta gerçek bir Müslümanı gerçek bir Laik olarak gördüğünü söyledi. 

 

2-Huntington’a göre “Islam ve Atatürk mirasları çelişki içindedir”. Huntington’un bu söyleyişi kendisinin batı hristiyan dünyası dışında görmek istediği Türkiye için olan  “bize benzeyemezsiniz, bizim dışımızda kalmaya mahkumsunuz “ tezini kabul ettirmek fikrinden oluşuyor. Almanya’da da Udo Steinbach benzeri açıdan M.K.Atatürk Türkiyesine karşı tavırlıdır.

 

3-Hadislerde yalnış var mı? Hadislerden 150 -200 yıl sonra yazılmış olanları için bu söylenebilir.Imam’i Azam “sadece 17 Hadis Hz.Muhammed’in dir” dediği için de Emeviler onun hapiste öldürtmüşler.

 

4-Anadolu’da düşünce özgürlüğü Imam Gazali ile büyük darbe  (1110 da kolay devlet yönetimi için mutlak itaat, soru ve kritik yasaklanması)  almıştır,

 

5-Konusmacı “konu dışı politik konuşma yapmayı planlamadığı ve yapmayı da arzu etmediği halde” yöneltilen bir sual ricasını kıramadı ve AB ye girme konusundaki fikrini şöyle açıkladı:

Eğer kendisi Türkiye Cumhuriyetinin bir hükümet görevli ve sorumlusu pozisyonunda bulunsaydı; ilk uygulaması;  1996 da ülke çıkarlarını gözetmeden, Parlementoya dahi danışmadan  yani usulsüz olarak imzalanan bir anlaşma ile girilen ve bugüne kadar ca. 230 milyar € yutan ve AB dışı ülkelerle dahi AB ye danışmadan ticaretimize izin vermiyen, böylece sanayimize ve dış ticaretimize sınırlama ve engelleme getirerek ülkemize zarar vermiş olan “Gümrük Birliği” nden derhal çıkmak olacaktı.

 

ADD –Adına Konuşma metni  Başkan Y.Mak. Müh.  M.Telli’nin orijinal notlarıdır.

 

Konferansla ilgili dinleyici özetlemesi: Mak.Y. Müh. U. Kabartaş

Joomla templates by a4joomla