Türkiye Cumhuriyeti’mizinin kurucusu ve ilke ve devrimleriyle ülkemizi  çağdaşlaştıran ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü  71 yıl önce, 10 Kasım’da saat dokuzu beş geçe ebediyete  uğurladık. Türk milletinin yetistirdiği en büyük Türk olan Atatürk’ümüzü büyük bir özlemle ve minnetle anıyor ve arıyoruz.

 Atatürk, Türk  Bağımsızlık  Savaşını  başlatan, yürüten, kazanan büyük bir komutan; Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran büyük bir devlet adamı ve ilke ve devrimleriyle Türk ulusunun  çehresini değiştiren güçlü bir devrimcidir.   Bu başarılarıyla  Atatürk  tarihe damgasını  vurmuş ve dünyada  büyük saygınlık kazanmış, ölümsüz bir önderimizdir.

Bundan 71 yıl önce 10 Kasım sabahı aramızdan ebediyen ayrılan Atatürk 21 Kasım 1938 günü geçici olarak Etnografya Müzesi'ndeki kabrine konuldu....

Atatürk’ün, geçici kabrine konulduğu gün, en yakın silah arkadaşı, cumhuriyet ve devrimlerin yapılmasında en yakın yardımcısı olan İsmet İnönü, Atatürk'e beslenen sevgi ve saygıyı dile getiren şöyle bir bildiri yayınladı: 

"Büyük Türk Milleti'ne,
Bütün ömrünü hizmetine vakfettiği sevgili milletinin ihtiram kolları üstünde Ulu Atatürk'ün fani vücudu istirahat yerine tevdi edilmiştir. Hakikatte yattığı yer, Türk Milleti'nin, onun için aşk ve iftiharla dolu kahraman ve vefalı göğsüdür."

Bildiri, aziz Atatürk'ün tüm hizmet ve kahramanlığını dile getirdikten sonra şöyle son bulur:
"Devletimizin banisi ve milletimizin fedakar sadık hadimi,  İnsanlık idealinin aşık ve mümtaz siması, eşsiz kahraman Atatürk, VATAN SANA MİNNETDARDIR.  Atatürk’e olan minnet ve şükranlarımız her geçen gün artmaktadır.

Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ atlamasını sağlayan büyük bir önderdir.

Atatürk'ün gözünde Türk Bağımsızlık Savaşı, sadece düşmanı vatan topraklarından kovmayı amaçlayan bir hareket değildi. Askeri alanda kazanılacak zafer, mili kurtuluşun ilk şartıydı. Zaferden sonra yapılacak işler de en az bağımsızlık savaşı kadar önemliydi. Atatürk çok iyi biliyordu ki eğitim, ekonomi ve kültür zaferleri ile tamamlanmadıkça, askeri zafer tek başına milli kurtuluşu sağlamaya yetmeyecekti.

Daha Bağımsızlık Savaşı yıllarında Atatürk'ün, Türkiye'nin çağdaşlaşması için herşeyden önce cehaletin izole edilmesi ve eğitimin geniş halk kitlelerine yayılması zorunluluğu üzerinde ısrarla durduğu görülür.

Atatürk'e göre:- Geniş halk kitlesi, "tebaa" olmaktan kurtarılıp, demokratik rejim içinde hür iradelerini kullanabilecek vatandaşlar haline getirilmeliydi

Atatürk'e göre milli eğitim kurumları:- Müspet bilimler temeline dayanan, güzel sanatları seven, fikir ve beden terbiyesi kabiliyetleri artmış, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür; yüksek ahlak ve karakter sahibi" kuşaklar yetiştirmeliydi.

Atatürk'e göre Milli Eğitim, Türk Milleti'ni daha güçlü, daha varlıklı yapmanın aracı ve çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma idealimizi gerçekleştirmenin yoludur.

Eğitim, milli birlik ve bütünlük duygusunu pekiştirmelidir. Gençlerimize Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, her tehlikeye karşı koruyup savunmak bilincini vermelidir.

Atatürk, yetişen çocuklarımıza ve gençlerimize, en önce ve herşeyden önce, Türkiye'nin bağımsızlığına, birliğine ve bütünlüğüne düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumunun öğretilmesini istemiştir.

Atatürk'ün temel inanışlarından biri de bilimin ve aklın rehberliği altında sürekli çağdaşlaşmadır. Atatürk bilim ve teknolojinin önemini;
"Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, doğru yoldan sapmaktır" sözleriyle vurgulamıştır.

Türk Milleti'ni geri bırakan sebep, cumhuriyet devrine kadar gerçek anlamda bilim ve teknolojiyi izleyen bir dönemin yaşanmamış olmasıdır. Bilim ve teknolojide ileri olmak, her türlü mücadelede başarılı olmanın başlıca şartıdır. Bu amaçla bütün etkinlikler bilim ve teknoloji temeline oturtulmalı, bilim ve teknolojinin sınırları daima genişletilmelidir.

Medeni dünya hızla gelişmekte ve değişmektedir. Sanayi çağı, uzay çağı derken şimdi de iletişim çağına geldik. Elektronik bilgi yolları dünyamızı örümcek ağı gibi sardı. Her türlü bilgi, bilgisayarımızın bir tuşunun ucunda. Ekonomide, bilimde, teknikte, herşeyde küreselleşmeden söz ediliyor. Bütün bu değişikliklere, bu gelişmelere uymamız gerekir. Uygarlık yolunda başarının, gelişme ile mümkün olduğunu kabul eden Atatürk;

"Medeniyetin buluşlarının, tekniğin harikalarının dünyayı değişiklikten değişikliğe uğrattığı bir devirde; asırlık köhne zihniyetlerle, geçmişe bağlılık ile varlığın korunması mümkün değildir" demiştir.

Atatürk'e göre, cehalet ve taassuptan uzak, bilime ve akılcılığa dayanan uygarlık yolu toplumlar için zorunlu bir yoldur. Çünkü; medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları yakar, yok eder." Uygar olmayan insanlar ve toplumlar daima uygar olanların ayakları altında kalmaya mahkum olacaklardır. Oysa Atatürk, Türk Milleti'nin karakter, çalışkanlık, zeka ve milli birlik özelliklerinin yanı sıra, ilerleme ve medeniyet yolunda yürümekte olduğunu bildiği için uygarlık yarışını kazanacağına inanmaktadır.

Eğer bugün ülkemiz ekonomi, bilim ve endüstri alanında bütün İslam ülkeleri içinde ileri bir yer işgal edebiliyorsa, bunu Atatürk'çü çağdaşlaşmaya borçludur.

Atatürk'ün kültür alanında çağdaşlaşmak için almış olduğu tedbirler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ebediyen yaşaması için alınmış olan önlemlerdir. Bunlar Batı'yı taklit için değil, devletin devamlılığını temin için alınmış olan önlemlerdir. Yani bunlar bir amaç değil, Türk toplumunu çağdaş medeniyetin üzerine çıkaracak bir araç olarak benimsenmiş önlemlerdir.

Atatürk devrimleri önceki yeniliklere göre radikal bir mahiyet taşırlar. Zira Atatürk çağdaşlaşmayı bir bütün olarak almış ve geniş bir tabana yaymayı hedeflemiştir. Dolayısıyla bunlar herşeyden önce laik bir zemin üzerinde ve geniş bir tabanı hedef alarak yürütülmüşlerdir. En büyük Türk milliyetçisi olan, Türklük gururunu "Ne mutlu Türk'üm diyene" ve "Bir Türk, dünyaya bedeldir" vecizeleri ile ifade eden Atatürk, yüksek kültür kurumları oluşturarak geleceğe de ışık tutmuştur. Işte biz, o ışıklı yolda aydınlık geleceğe dipdiri ve sapasağlam gideceğiz.

 
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atarürk’ün gönlümüzdeki erişilmez yeri hiç bir zaman değişmeyecektir.  Bugünkü  çağdaş konumumuzu yüce Ata'mıza ve onunla yola  çıkan dava arkadaşlarına borçluyuz.  Büyük kurtarıcımızı, aramızdan  ayrılışının 71 inci yıldönümünde saygı, sevgi, özlem ve minnetle anıyor ve onu  çok ama çok arıyoruz…

 

Mahmut Telli

Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı

Joomla templates by a4joomla