Eskiler  bir şeyden yakınacakları zaman, ‘Bir dokun bin aah işit kase-i Fağfur’dan’ derlerdi.  Kase-i Fağrur Çin yapısı kase demektir; yani Çini çanak.  Eğer kase kaliteli ise kenarına vurduğunuz zaman çınlayıcı ses çıkartır.  O nedenle de sorunları çok olan bir konuya girmeden önce hep ‘Bir dokun bin aah işit kase-i Fağfur’dan diyerek söze başlarlardı eskiler.    Ben de bugün bin aah işiteceğimiz anadilimiz Türkçe’den söz etmek istiyorum.  Türkçe konusunda o kadar çok sorun var ki.  Hangi Türkçe’den söz edeceksiniz diye sorabilirsiniz.  Almanya’daki okullarda okutulan Türkçe’den mi? Konuştuğumuz Türkçe’den mi? Türkiye’de konuşulan bozuk Türkçe’den mi? Yabancı sözcüklerin yoğun olduğu Türkçe’den mi?  Vurguların hep yanlış  hecelere vurulduğu Medrese Türkçe’sinden mi?  Hangisine dokunsak binlerce aah işitiriz.

Biz önce yaşadığımız Almanya’ya dönelim ve Almanya’daki okullarda okutulan Türkçe’den söz edlim.  .Almanya’da 40 yıldan beri Türkçe anadil dersleri yapılmaktadır.  Bu dersleri yapmanın esas amacı da, Almanya’da yaşayan Türkler de dahil bütün yabancı işçilerin ülkelerine döndüklerinde, çocuklarının  anadillerini ve kültürlerini bilerek, ülkelerine dönmelerini sağlamak ve ülkelerinde her hangi bir dil ve kültür sorunu ile karşılaşmalarını önlemekti.  Bu dersler zorunlu ve notlu idi. Türkçe anadil derslerine ılgi de oldukça yoğundu. 

Yabancı işçilerin ülkelerine dönecekleri varsayılarak Alman eğitim sistemine konulan bu zorunlu ve notlu anadil dersleri,  işçilerin büyük bir kısmının ülkelerine dönmediği anlaşılınca, 7-8 yıl önce Hessen Eyaleti’nde ani bir değişiklikle zorunlu olmaktan çıkartıldı ve bu derslere isteyen gider, istemeyen de gitmez denildi.  Böylece öğrencilerin anadil derslerine devam etme mecburiyeti kaldırıldı ve isteğe bağlı duruma getirildi.  Ayrıca öğrencilerin anadil derslerinde aldıkları notlar da kaldırılınca anadil dersleri de etkinliğini yitirmeye başladı. Bunun yanısıra, emekliye ayrılan anadil derslerinin öğretmenlerinin yerine yeni atamalar yapılmayarak öğretmen kadrosu küçültüldü, öğrencilerin okullara gitmesi zorlaştırıldı.  Açıkçası Alman Eğitim Bakanlığı bu yıldırma politikasıyla bizi anadilimizden ve külütürümüzden uzak  tutmayı amaçladığını belli etti.  Ben bu konuda bundan 7 yıl önce, Alman Eğitim yetkililerinin hedefilerınin yabancı çocuklarına ve özellikle Türk’lerin yeni nesillerine dilini, dinini, benliğini, kimliğini ve kültürünü unutturmak ve entegrasyon adı altında onları asimile etmek olduğunu açıklayan iki makale yazmış ve bu çirkin oyunu bozmamız için neler yapmamız gerektiğini önermiştim.  

Önerilerim özetle şöyleydi:  Anadilimiz bireysel kimliğimizin oluşmasında ve sağlam bir temele oturmasında çok önemli bir rol oynar ve çocuklarımızda temel kişiliğin gelişmesine neden olur.  Anadilimiz toplumsal bilgilerimizin taşıyıcısıdır ve nesilden nesile aktarılan bilgi hazinesine katılım sağlayan araçtır.  Anadilini ve kültürünü iyi öğrenmiş bir çocuğun, kendisine güveni ve saygısı artar; kimlik bunalımına girmez ve içinde yaşadığı topluma uyum sağlar.   Anadil konusunda en dikkatli, en bilinçli ve en uyanık olması gereken birileri varsa onlar da velilerin kendileridir.   Anadil konusunda Alman Eğitim Bakanlığının yıldırma politikasının önünü kesmek için sivil toplum örgütleri harekete geçmeli, bilinçsiz velilerimizi bilinçlendirmeli.  Bunda da öğretmen dernekleri ile veli derneklerine çok iş düşüyor.  Öğretmen dernekleri ile veli dernekleri konsolosluk yetkilileriyle koordineli olarak etkin bir çalışmaya girmeli ve öğretmen, öğrenci, veli üçgeninde başarılı çalışmalar yaparak geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimize anadillerini unutturmamalıdır.

Ben bunları  7 yıl önce  yazmışım ama gelin görün ki bugün Offenbachta bir okulun Alman Müdürü’nün gayretlerine rağmen Türkçe derslerine girecek  yeterli sayıda öğrenci bulunamıyor.  Gel de  bir dokun bin aah işit kase-i Fağfur’dan deme...

Mahmut Telli

Hessen Eyaleti Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı

 

Joomla templates by a4joomla