Bugün, Türk Dili'ni, inceleme, araştırma, yabancı sözcüklerden ayıklama ve kendi öz değerlerine  kavuşturma konusunda başlatılan çalışmanın 81. yıl dönümünü kutluyoruz.
Bu olağanüstü önemli konuya ilişkin olarak, şu bilgileri paylaşmanın  gereğine inanıyorum:

Büyük Önderimiz ve Devrimcimiz Atatürk, Türkçe'ye, ulusallığı sağlayan etkenleri koruyan ve sürdüren ana ögelerden birisi olarak büyük önem vermiştir. Kendi el yazısıyla yazdığı Medenî  Bilgiler kitabında şöyle diyor: "Türk Dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir."  O’na göre her Türk, dilini çok sever ve yükseltmek için çalışır. Türk Dili Türk Ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü, Türk Ulusu, ahlâkının, geleneklerinin, anılarının, özetle bugün kendi ulusallığını oluşturan her şeyin, kendi konuştuğu ve yazdığı öz dili aracılığıyla korunduğunu görür.

 

İmparatorluktan ulus devlete geçildikten sonra, ulusal bütünlüğü sağlamak ve çağı yakalamak için dil sorununu, şu amaçlar doğrultusunda çözmek kaçınılmaz olmuştu:

-Tam bağımsızlık ilkesine uygun olarak Türkçe'yi yabancı diller etkisinden kurtarmak

-Yazı dili ile konuşma dili arasındaki uçurumu kapatmak

-Toplumsal anlaşmayı ve bütünleşmeyi sağlamak

-Okuma ve yazmayı kolaylaştırmak, yaygın hale getirmek

-Düşünmeyi kolaylaştırmak, ifade etme yeteneğini kazandırmak ve yaratıcılığı artırmak

-Ve böylece de Türkçe'yi bir bilim, kültür ve felsefe dili düzeyine çıkarmak.

Atatürk’ün önerisiyle ve bu amaçlar doğrultusunda bir cemiyet kurulması için
12 Temmuz 1932’de Samih Rıfat, Ruşen Eşref Ünaydın, Celal Sahir Erozan
ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu
’nun İçişleri Bakanlığına başvuruları  sonucu bir  Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Daha sonra Türk Dil Kurumu adını alan bu cemiyetin ilk kurultayı,
26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayında yapıldı. Dolayısıyla, artık her yıl 26 Eylül Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Fuat Köprülü bu tarihî günü Türk Rönesansı'nın başlangıcı sayar.

 

Dil Devrimi’nin Türk Devrimi içindeki yerini, tarihsel gelişimini, bir başka yazıda  değerlendirmek düşüncesiyle, şu gerçeği kısaca dile getirmek isterim:
Türk insanının, eleştiren, soran ve sorgulayan, bir başka deyişle, kendi aklını kullanan bir davranış çizgisine erişmesinde ve Türk Aydınlanması'nda Dil Devrimi’nin çok boyutlu işlevi vardır. Ulusal birlik ve bütünlüğün sağlanmasında, düşünce ve duygu açısından Türkçe'nin kendi öz değerlerine kavuşmasında da Dil Devrimi'nin önemi ve böyle öğretilmesinin zorunluluğu tartışılamaz.

Atatürk’ün verdiği dil savaşımı, Türkçeyi bir bilim ve felsefe dili katına çıkarma ve özleştirip geliştirme ülküsünü içerir. Siyasal bağımsızlıkla dil bağımsızlığı arasındaki içiçelik sürekli göz önünde tutulmalıdır. Dilde bağımsızlık Atatürkçülüğün temel ilkelerinden biridir.


Dilin ulusal kimliği oluşturmadaki yeri olağanüstü önemlidir. Atatürkçü düşünceye inanmış herkesin Türkçe'nin sınırlarında nöbet tutması gerekir. Ulusal bilinç ve ulusal kültür ancak ulusal dilin toprağında yeşerip gelişebilir.
 

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı

 

NOT: Günümüzdeki Anti Kemalist Parti iktidarı, Türkçe'yi, özellikle Arapça sözcüklerle yeniden bulandırma konusunda amansız bir çalışma içindedir.
Bu konuya, bugünkü yazıyı kirletmemek için, değinmedim…

Joomla templates by a4joomla