Hiç bir hançer yarası,
Hiç bir kılıç yarası,
Hiç bir kurşun yarası,
Onur yarasından daha derin değildir...

AKP’nin Başbakanı, dünkü konuşmasında, gezi parkı direnişçilerini ve bu direnişçilere destek verenleri “alçak“ olarak niteleyerek, bu insanlara ağır hakarette bulundu…

Bu insanlar, saygıdeğer Türk Ulusu’nun onurlu birer mensubudurlar...

Alçak sözcüğü, onuruna düşkün olan hiç bir kimse tarafından kabûl edilemez olduğuna ve kabûl edilmeyeceğine göre, o sözün sahibine iade edilir...
Bu doğal bir kuraldır...

Şimdi başka bir örneğe bakalım:

AKP’nin Başbakanı Suriye Devlet Başkanı Esat’ı „halkına kurşun sıkıyor“ diye eleştiriyor ve dünyaya şikâyet ediyordu...

Ama gelin görün ki, kendisi halkının büyük bir bölümünü alçaklıkla niteleyerek, kurşun sıkmadan daha tehlikeli ve daha derin yaralar açıyor...
Evet, Esat diktatördür, ama AKP’nin Başbakanı da, uzlaşmaz tutumuyla, söylemiyle ve eylemiyle, diktatör  olduğunu ortaya koymaktadır...
Bir Başbakan, düşündüğünü söyleme çevirirken, şu anlamda oto-sansür mekanizmasını işletmek zorundadır.

Düşüncene dikkat et, o senin söylemin olacaktır!
Söylemine dikkat et, o senin eylemin olacaktır!
Eylemine dikkat et, o sende alışkanlık yapacaktır!
Alışkanlığına dikkat et, o senin karakterin olacaktır!
Karakterine dikkat et, o senin alın yazın olacaktır!

Bu mekanizmayı işlet(e)meyenler, demokratik rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde siyaset yapamazlar.
Demokrasi ahlâkının birinci kuralı gereği, görevinden istifa etmek zorundadırlar...

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

Joomla templates by a4joomla