CHP’nin - Genel Başkan Kılıçdaroğlu tarafından atanan - Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün, terör örgütü PKK tarafından dağa kaldırılıp serbest bırakıldıktan sonra şu açıklamaları yaptı:

„- Eylemi yapanlar, benim kardeşlerim, canlarım
  - Dağdaki eli silahlı kadrolar bu ülkenin çocukları
  - Bana zor kullanılmadı
  - Çok iyi davrandılar
  - Bana karşı hiç bir tehdit yoktu. Anlayışlı bir yaklaşım vardı
  - Dersim dağları benim vatanımdır
  - Dönüşte sarıldılar öptüler. Burada bulunan kardeşlerini unutma abi dediler.“

Kendisini dağa kaldıranlardan şikayetçi olmayacağını ifade eden söz konusu milletvekilinin, yukardaki „bölücüleri aklayıcı“ sözlerini okuyan bazı kimseler „PKK ne kadar yufka yürekli gençlerden oluşan bir bir örgütmüş; bu örgüte nasıl terör örgütü denebilir..? (!) düşüncesine bile kapılabilirler.,.

Ancak, 17 Ağustos 2012’de çok sayıda TV ekranlarında izlediğimiz H. Aygün, ulusalcıları suçladı ve „ulusalcıların içinde insan müsvetteleri var, hatta milletvekilleri içinde ‚danışıklı döğüş‘ diyen insan müsvetteleri var“ dedi ve Kılıçdaroğlu’nun kendisinin arkasında olduğunu söyleyerek, şunu da ekledi
„CHP’deki ulusalcı kafatasçılarla bu iş olmaz.“

Bu hakareti yapan kişi, Atatürk Türkiyesi ve Atatürk milliyetçiliği (ulusalcılığı) konusunda yeterli bilgiye sahip olmasa gerek ki, ulusalcılara hakaret etme pervasızlığını gösteriyor.
Bilirsiniz: Bilgi sahibi olmayanlar genellikle hem kem söz hem de kaba kuvvet sahibi olmaya yatkındırlar...

Ulus Devlet ve Ulusalcılık (Atatürk Milliyetçiliği) nedir, kısaca açıklayalım/anımsatalım.
Ulus Devlet Türkiye, Mustafa Kemal’in öncülüğünde kurtarılmış, kurulmuş ve korunması görevi de özellikle dinamik Türk Gençliğine emanet edilmiştir. Dolayısıyla, ulusalcılık ve ulus devlet kavramlarını anlayabilmek için önce Kemalizm’i (Atatürkçülük) bilmek gerekir.

 

KEMALİZM, MUSTAFA KEMAL’in Türk Ulusunu ulaştırmak istediği hedefler ve siyasal sistem açısından ortaya koyduğu bir ilkeler bütünüdür.

 

Önce hedefler:
1. Ulusal Egemenlik

2. Ulusal Bağımsızlık

3. Ulusal Birlik ve Beraberlik

4. Yurtta Barış, Dünyada Barış

5. Ulusumuzu Çağdaş Uygarlık Düzeyine Yükseltmek

6. Akla, Bilime ve Tekniğe Öncelik Vermek


Ve Siyasal ilkeler:

1. Ulusçuluk (Milliyetçilik)

2. Halkçılık

3. Cumhuriyetçilik

4. Laiklik

5. Devletçilik

6. Devrimcilik

 

Kemalizm birinci derecede milliyetçilik kavramını içerir, ancak, Atatürk milliyetçiliği olarak nitelediğimiz milliyetçilik, ne mikromilliyetçilik, ne kafatasçılık ne de ırkçılıktır. Bu nedenle, kısaca, Kemalist ilkelerin ilki olan milliyetçilik (ulusçuluk – ulus devlet) üzerinde duralım: 


Mustafa Kemal ATATÜRK'ün belirlediği siyasal ilkelerin ilki olan milliyetçilik, Hitler Almanyası’nın ırkçı siyasetinden dolayı çeşitli Batı ülkelerinde, ama özellikle de günümüz Almanyası'nda kuşkulu tavırlara ve yorumlara gebe olan, saldırganlık, ve yayılmacılık içeren  "milliyetçilik" kavramıyla mukayese edilemez.


MİLLİYETÇİLİK ATATÜRK TÜRKİYESİ İÇİN ÖZETLE ŞU ANLAMLARA GELMEKTEDİR
:

- Çok uluslu bir imparatorluktan vazgeçme

- Panturanizm ve Panislamizm fikrini reddetme

- „Ulusal Dikdörtgen“ içinde (bugünkü Türkiye’nin haritasını kastediyorum) ulusal egemenlik ve tam
   bağımsızlık.( Bu konuda, Mustafa Kemal’in olağanüstü haklı gerekçesi şudur: "Çünkü bugün dünya
   ulusları sadece bir egemenlik türü tanıyor,o da ulusal egemenliktir.“)

- Yurttaşlık kavramının gerçekleştirilmesi ve ümmetçiliği  reddetme.
  Yurttaşlık kavramı ancak ulus devletlerde olabilir. Kurtarılmış ve kurulmuş bir ülke, ulus ve devlet ile
  özdeşleşme, ancak ulusalcılıkla mümkündür. Bu cümleden olarak, Mustafa Kemal Atatürk "Ne mutlu
  Türküm diyene" özdeyişiyle, yeni devletin yurttaşlarında kişisel ve kültürel bir özgüven ve ulusal
  değerlere sahip olma bilinci uyandırmıştır

- Saldırganlığı ve yayılmacılığı asla hedef edinmeyen ve dünya yüzündeki tüm uluslarla kardeşce ve barış
  içinde yaşamayı ilke edinen, yeni bir vatanseverlik duygusunun başarılması

- Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin ne ırka, ne de dine, ancak ortak kültüre ve ortak tarihe dayandırılması

- İmparatorluktan kalan tüm etnik gruplara eşit haklarla birarada barış içerisinde yaşama zemin ve
  hakkının sağlanması.


Yinelemekte yarar var: Atatürk’ün Ulus kavramı, ortak kültüre ve ortak tarihe dayanan hümanist bir kavramdır, ırkçı bir kavram değildir.

 

Atatürk’ün "Milliyetçilik" ilkesi yine O’nun tanımıyla şu formülde aranmalıdır:
Yurtta Barış, Dünyada Barış...

 

Atatürk Milliyetçiliği’nin dünya barışı için bir tehlike olarak görülmemesinin en açık ve en kesin kanıtlarından birisi de, bu genç devletin 1932’de Milletler Cemiyeti’ne alınmak üzere, resmen davet edilmiş olmasıdır.

 

Atatürk, "Medenî Bilgiler" adlı kitabın, kendi el yazısıyla yazmış olduğu bir bölümünde Türk Milleti'ni şöyletanımlar:"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti" denir. O’nun sadece bu sözünü bile okumak ve anlamak,  Atatürk’ün milliyetçilik anlayışının "ırkçı bir milliyetçilik" olmadığının başka bir kesin kanıtıdır.

Sonuç:
Dün, Atatürk’ü ve partisini “katliamcı” olarak niteleyen Hüseyin Aygün’ün, bugün Atatürk’ün kurduğu ve ilk Genel Başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki duyarlı milletvekillerini kafatasçılıkla suçlaması, ama aynı zamanda CHP’de kalmak istemesi  – en diplomatik ve en hafif deyişle - çok büyük bir aymazlıktır...

CHP’nin Atatürkçü milletvekilleri, PKK terör örgütünün “devlet içinde devlet kurma” ya da bugünkü yaygın deyişle “paralel devlet” dayatması karşısında, meydanı bölücü terör örgütüne, o örgütün eli kanlı militanlarına ve de onlara sempati duyanlara bırakmayacaklardır, bırakmazlar...

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

Joomla templates by a4joomla