Türkiye, Avrupa Birliğine tam üye olmak için 14 Nisan 1987’de başvurusunu resmen yaptıktan sonra, AB’nin başını çeken Almanya’nın geniş yelpazeli medyası, genel olarak Türk Ulusu’na özel olarak da Almanya’daki Türk Toplumu’na karşı başlattığı
– “uygar Avrupa” ile bağdaşması mümkün olmayan –  kampanyayı sürdürmektedir.

Bunlar, Türkleri Alman kamuoyu nezdinde gözden düşürebilecek ne varsa, onu inanılmaz derecede abartıp öne  çıkararak ve “basın özgürlüğü” perdesinin arkasına sığınarak, kabul edilmesi mümkün olmayan yayınlar yapmaktadırlar. Önyargı konusundaki tutumu malûm olan kesimleri, tek yönlü ve tek yanlı olarak bilgilendirerek, onların bu özelliğini Türklere karşı iyice bilemektedirler.

Bir taraftan, laik, demokratik ve üniter Türkiye Cumhuriyeti karşıtı tüm marjinal grupların Almanya toprakları üzerinde beslenebilecekleri, söylem ve eylemlerini yürütebilecekleri bir zemine olanak sağlayan Almanya, diğer taraftan kendilerinin sebep oldukları Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkleri sırtından hançerlemek isteyen Ermenilerin Osmanlı toprakları dahilinde nakledilmelerini ve savaş sırasında çıkan bazı olayları, 90 yıl sonra “soykırım” olarak niteleyerek, Türkiye’yi dünya kamuoyu karşısında suçlu göstermek üzere, akıl almaz yöntemlere başvumaktadırlar. Bunların, Almanya’da sözde “Hilafet devleti” kurulmasına göz yumarak, müttefiki Türkiye’ye karşı eylemler yapmasını neredeyse teşvik eder bir tutum takındıkları hafızlardan silinmemiştir.

Yasama, Yürütme ve Yargı kuvvetlerinin yanında, artık “Dördüncü kuvvet” olarak olağanüstü nüfuza sahip olan Alman medyası, egzotik olarak nitelenen her şeyi eksantrik; kültürel başkalıkları ise neredeyse akıldışılık gibi gösterme ısrarını sürdürmektedir.
 
Buna en son örnek, ARD’ye bağlı NDR’in “Tatort” adlı Pazar dizisinde konu aldığı “Anadolu Aleviliği”dir. NDR bu tutumuyla, sadece bu saygın Alevi yurttaşlarımızı değil, aynı zamanda çağdaş kafa yapısına sahip tüm Türkleri rencide etmiştir.

Atatürk’ün, “Hıristiyan Kulübü”nün aksine, yurttaşı temel alan; barış ve kardeşlik üzerine kurduğu Çağdaş Türkiye, Cumhuriyetimizle birlikte kazanılan değerler dizgesine sahip çıkarak, yüceltmede ve yükseltmede ön saflarda yer alan Alevi yurttaşlarımızla gurur ve kıvanç duymaktadır.

Bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizerken, NDR’in şu aymazlığını da anımsatmkta yarar görüyoruz: Adı geçen TV kanalı tarafından hazırlattırılan; iki bölümden oluşan, 16.1. ve 23.1.2002’de yayınlanan “Atatürk” adlı filmde, sayısız yanlışların yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihini bile 1921 olarak veren, ancak düzeltme talebimizi dikkate almaya yanaşmayan NDR, yanılgı ve yanlışlarını “basın özgürlüğü” ile bağdaştıramayacaği gibi, sınırsız özgürlük hakkına da sahip değildir. Bu TV kanalı Anadolu Aleviliği konusunda da büyük yanılgı ve aymazlık içerisindedir. Dolayısıyla sorumluları şiddetle kınıyoruz.

Demokratik ve özgürlükçü olduğunu iddia eden medya kuruluşları, yayın konusu ettiği kişi ve kuruluşların haklarına ve toplumsal onurlarına da son derece saygılı olmak zorundadırlar. Aksi taktirde, totaliter rejimlerin borazanı olan medyadan farksızlaşırlar…

Dursun ATILGAN
AADD-Avrupa Atatürkçü Düsünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı

Joomla templates by a4joomla