7 Şubat 2011'de NTV'nin "Canlı Ana Haber" programında "Türk devletinin 1937-38’de "Dersim'de yaptığı 'katliamın' ’soykırım’ olarak tanınması için Amerikalı avukat Barry A. Fisher'in öncülüğünde girişimlerde bulunulacak" biçiminde bir haber verildi. Kanıt olarak da Başbakan Erdoğan'ın Dersim konusundaki açıklamaları gösterilecekmiş..!

Bu konuda 15.8.2010'da yaptığımız bir açıklamayı anımsatalım:
14 Ağustos 2010'da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, kendisini dinleyen "bindirilmiş kıtalara" soruyor: „CHP’nin yeni genel başkanı nereli?“ kendisi yanıtlıyor „Dersimli“. İkinci soruyu ekliyor: „Dersim’in köylerini, vergi vermediler diye, kim bombaladı?“ yine kendisi yanıtlıyor: „CHP bombaladı“ ve ekliyor: „o zamanki Cumhurbaşkanı’nın emriyle bombaladı. Kimdi Cumhurbaşkanı? İnönü’ydü“ diyor. Kaynak: 14.8.2010, Saat 18.45 Kanal-D.

Aynı Başbakan, 4 Mayıs 2010'da AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, İnönü'yü, 60 milyon dünya insanının katili Hitler'e benzettikten sonra, tehdit  dolu şöyle bir söz etmişti: "CHP bunu fazla kurcalamasın, dosyam, arşivim kabarık. Milletime açıklarım". Yani, elinin altında birşeyler olduğunu ima etmişti. Biz, bu konuda da 10 Mayıs 2010'da gerekli açıklamayı yapmıştık.
Başbakan'ın asıl amacı, aslında  Mustafa Kemal Atatürk’ü suçlamaktır. Çünkü „Dersim isyanı“ 1937’de başlatılmıştır. O tarihte ATATÜRK Cumhurbaşkanı, İnönü Başbakan, ancak 25 Ekim 1937’den itibaren de Celâl Bayar Başbakandır.

Başbakan’ın bu ifadeleri, eski adı Dersim olan Tunceli halkını isyana teşviktir. Somut örneği vardır: "Kürt açılımı" ile Doğu’da ve Güneydoğu’da ayaklanma provaları nasıl teşvik edildiyse, Tunceli’de de böyle bir prova için, resmî ağızdan çıkan sorumsuz ve ölçüsüz sözler, bölge halkını isyana teşvik sözleridir.
Bu ve benzeri birçok söylemleri ve eylemleri nedeniyle, Başbakan’ın kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için; iç barış için; kardeşlik için, üniter devlet için çok büyük bir tehlikedir. Bu sorumsuzca ve gaflet dolu sözler, ülkesini seven her insanın kanını donduran sözlerdir.

NTV'nin 7 Şubat 2011'de saat 20.00'deki haberine göre, Türkiye "Dersim'de soykırım yaptığı gerekçesiyle" , sözde "Ermeni soykırımı"na benzer bir biçimde, sanık sandalyasına oturtulmaya çalışılacak. Demek oluyor ki, Türkiye'nin Başbakanı sayesinde şimdi bir de "Dersim soykırımı" gündeme gelecektir.
Oy uğruna, kendi devletini Türkiye'de sanık sandalyasına oturtmak isteyen Başbakan, nihayet işin daha büyüğünü başardı ve Türkiye'yi, uluslararası hukuk arenasında sanık sandalyasına oturtmak isteyenlere büyük bir fırsatı yaratmış oldu.

Bir Başbakan, bir siyasetçiden çok devlet adamı niteliğine sahip olmalıdır. Gerçek bir devlet adamı ise, nerede, neyin, nasıl söyleneceğini bilendir; yarınki seçimleri değil, devletin yarınını düşünendir…
Düşünmek için bir hatırlatma: Sözde "Ermeni Soykırımı" ("1915 olayları") nasıl bazı devletler tarafından 80 - 90 yıl sonra, Türkiye’yi sanık sandalyasına oturtmak üzere, kasıtlı olarak dile getiriliyorsa; 1937 Dersim olayının bizzat Başbakan tarafından 73 yıl sonra dile getirilmesi ne anlama gelir dersiniz..?

Dursun ATILGAN
ADD-Avrupa Atatürkçü Düsünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
Köln, 8 Şubat 2011

Joomla templates by a4joomla