31 Ocak 1990'da, ödünsüz ve yılmaz Atatürkçü; laiklik, özgürlük ve tam bağımsızlık aşığı Muammer Aksoy Hocamız, Ankara'da apartmanının girişinde hunharca katledildi. Bu cinayetle, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucu Genel Başkanı aramızdan bedenen alındı…

Uğur Mumcu 3 Şubat 1990'da Muammer Hocasının resmi elinde, onu son yolculuğuna uğurlarken, kaderin, üç yıl sonra , 24 Ocak 1993'te acımasız ağlarını onun için de öreceğini nereden bilebilirdi...

24 Ocak 1993'te Uğur Mumcu'nun arabasına yerleştirilen bomba, sadece onu değil, bizim yüreğimizi de parçaladı... Türk Basınının usta ve yiğit kalemi kırıldı o gün...
Muammer Aksoy'dan sonra, Atatürkçü Aydınlanmanın güçlü bir ışığı daha söndürüldü...
Muammer Aksoy'un ve Uğur Mumcu'nun dayanılmaz acıları elbette alışabilecek acılar değildir.

Ancak, bizler ağlamakla, sızlamakla neyi değiştirebiliriz ki?
Bu gerçeğin bilincinde olmak zorundayız...

***


En önemli görevimiz önce şu soruları sormak ve her fırsatta yinelemektir:
Niçin öldürüldü bu aydınlarımız?
Suçu neydi bu aydınlarımızın?
Kimlerdi bu kanlı eylemi yaptıran ve yapan alçaklar?
Neden bu kadar yıl geçmesine karşın yakalanamadılar?

Onların suçu çoktu:

Doğruyu söyleyip, doğruyu yazıyorlardı...
Cumhuriyetçi demokrasiyi, özgürlüğü, laikliği savunuyorlardı...
İnsan hak ve özgürlüklerinden kesinlikle ödün vermiyorlardı...
Atatürk devrim ve ilkelerine sahip çıkıp, savunuyorlardı ve de asla ödün vermiyorlardı...
Hangi yönden gelirse gelsin, teröre ve teröriste karşı çıkıyorladı...
Hukuku çiğneyenlere karşı duruyorlardı...
Çetecilere, vurgunculara, soygunculara, dini siyasete alet edenlere karşı amansız mücadele veriyorlardı...

Burada bir parante
z açıp, şunları anımsatmak istiyorum:

Uğur Mumcu bütün cinayetlerin, suikastların, silah ve uyuşturucu kaçakçılığının, soygunculuğun, vurgunculuğun üzerine ısrarla gider, her olayın  aydınlanmasını isterdi.
Ve başarılı olurdu. Ama, kendisine yapılan kanlı saldırı aydınlatılamadı.

Özellikle 55. hükümetin en yetkili ağzından yapılan açıklamalarda, ÇETE TERÖRÜ / İRTİCA TERÖRÜ / BÖLÜCÜ TERÖR / ETNİK TERÖR v.b. sık sık dile getirildi.

Bunların devlet organlarında yuvalandığını haber veren de, Susurluk olayından yıllarca önce, Susurluğu haber veren de Uğur MUMCU değil miydi..?

***

VE UĞUR MUMCU YAZIYORDU:

"Ve bizler, ilerici Türk aydınları,
31 mart'ın ağzı salyalı gericilerine yenilmedik, onları yendik...
Kurtuluş Savaşı'nda emperyalist güçlere ve iç hainlere karşı Kuvay-ı Milliye olduk,
onları yendik...
27 Mayıs öncesi bir avuç inançlı gençtik, yenilmedik, yendik...
12 Mart'ta diz çökmedik...
Ve şimdi bir aydın ordusuyuz...
Bu teröre, bu kanlı silahlara karşı, o yenilmez tek güç olan halkla beraber, tek yumruk,
tek yürek olarak dimdik duracağız...
Ve çünkü, biz biliriz ki cesur bir kez, korkak ise bin kez ölür.."

VE MUAMMER AKSOY YAZIYORDU:

"Hem ulusal egemenliğin ve cumhuriyetin yürütülmesi ve sürdürülmesi,
hem de uygar dünya ile aramızdaki büyük açığın giderilmesi,
kısacası, yeni Türk Devleti'nin, çağdaş (durmadan değişen, zamanın gereksinimlerine ayak uyduran) yaşama gücünü tazeleyen bir devlet olarak kalabilmesi, akıla ve bilime dayanan laik bir devlet ve hukuk düzeni kurulmadıkça olanaksızdır."
***

Saygıdeğer Atatürkçüler...

Biz bu Atatürkçü Aydınlarımızı elbette ve asla unutmayacağız, ama ağıt da yakmayacağız. Ancak, dünyanın neresinde olursak olalım, onların söylemleri bizim de söylemimiz,
onların eylemleri bizim de eylemimiz olacaktır...

Bu bilge ve yiğit aydınlarımızı, yılmadan usanmadan, Atatürkçü Düşüncenin Ödünsüz Savunucuları olarak, hem kafalarımızda ve gönüllerimizde yaşatacağız hem de her fırsatta gündeme getirerek, unutturmayacağız...
 

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

Joomla templates by a4joomla